1 Mayıs 2011 Pazar

[cadilarmekani], vur bitsin

vur bitsin

Orada masanın üstünde bir resim, 

İkimiz denize karşı durmuşuz Üsküdar’da 

Saçlarımızın üzerinde martılar, 

Gözlerimizde acemi bir aşk 

Ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk, 

Senin sırtında sarı yağmurluğun 

Kadıköy’de ucuzluktan almışız 

Bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun 

Şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse, 

Islatan her tarafımızı 

Orada masanın üstünde bir resim, 

Yak bitsin 

Orada kapının arkasında bir yazı, 

Seviyoruz yazmışız birlikte, 

Harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde, 

Bir pazartesi akşamı ben eve dönünce 

Tutup öyle yazmışız nereden estiyse, 

Hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere, 

Ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı 

Sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam, 

Senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın 

Orada kapının arkasında bir yazı 

Sil bitsin. 

Orada sehpanın üzerinde iki bardak, 

Senin demlediğin çayı içmişiz birlikte 

Nasılda dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle, 

Bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz, 

Sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına 

Ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza 

Sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz, 

Mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza 

Orada sehpanın üzerinde iki bardak, 

Kır bitsin. 

Orada odaya saçılmış küçük hatıralar, 

Ne yana dönsem bir parça bir şey senden 

Belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda, 

Böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın, 

Ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların. 

Ne yana dönsem bir parça bir şey senden 

Hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın, 

İşte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın 

Ne yana dönsem bir parça bir şey senden 

Orada odaya saçılmış küçük hatıralar, 

Git bitsin. 

Orada ayaklarının dibinde bir adam, 

Adam bütün adamlığını dökmüş önüne, 

Böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde, 

Öyle kolay mı öyle kolay gitmek, 

Her şeyi bu İstanbul’u, o sevdiğin adaların kokusunu 

Mısır çarşısını, Eminönü’nün balık ekmeğini 

Beyoğlu’nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı, 

Unutmak öyle kolay mı, öyle kolay, 

Orada ayaklarının dibinde bir adam, 

Kov bitsin. 

Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah, 

Babadan kalma, 

Hani bir bayramda saydırmışız havaya, 

Sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma, 

Kuşlar havalanmış bütün kuşları İstanbul’un, 

Giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun 

Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah, 

Ve burada zaten öldürdüğün bir yürek, 

VUR BİTSİN


--

 


Daha fazlası için sitemizi ziyaret ediniz











 

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.

Blog Arşivi