15 Nisan 2011 Cuma

| makarna | Rusya'yı Niye Avrupa Birliğine Almıyorlar?

Rusya'yı Niye Avrupa Birliğine Almıyorlar?
Bülent ESİNOĞLU
Batı gözlemcileri Rusya'nın sorunlu modernleşme tarihini anlatır
dururlar. Bunun tarafsız gözle anlamı; Batı kendi isteklerinin yerine
getirilip getirilmemesini, Rusya için modernleşme, ya da modernleşmeme
ölçütü olarak ortaya koyar.
Batı kendi değerlerini Rusya'nın değerlerinden üstün olduğunu
varsayar. Yargılarını da bu ölçü ile oluşturur.
Batı değerlerinin Rusya'ya kabul ettirilmesi demek, Batının
çıkarlarını sağlaması demektir.
Batı tarafından Rusya, Doğu'nun en güçlü temsilcisi olarak algılanır.
Batı, Rus etiğinin ve felsefesinin Doğu tarafından belirlendiğine
inanır.
Roma Germen hukuk ve moral değerlerin dışındadır Rusya. Rus
Hıristiyanlığının, köken olarak, Roma'dan değil de, İstanbul'dan
geliyor oluşudur.
Batının bir takıntısı da, Avrupa'da reformlar olurken, Ruslar Moğol
istilasına uğramışlardır. Sanki Avrupa'da istilalar ve savaşlar
olmamış gibi.
Toynbee, Rusların Batılılar tarafından altı kere saldırıya
uğradıklarını yazar. 1610, 1709, 1812, 1915 ve 1945.
Rusların bu saldırıları hiç unutmadıkları, uluslaşma süreçlerini bu
saldırılara dayandırdıkları, Rus tarihçilerin tezleridir.
Bu tehdit algısı, Rusya ve Türkiye için hala geçerlidir. Bu ülkeler
düşünce ve ileriye dönük planlamalarını bu algıya dayandırmak
zorundadırlar.
Rus aydınlarının Batı değerlerine direndiğini görürüz. Bu dirence,
Batı "aydın despotizmi" ismini takmıştır.
Bildiğiniz gibi, aydınlar ve elitler reformların ve yeniliklerin
taşıyıcısıdır.
Batının değerlerini Rus halkına kabul ettirmek, öyle pek de kolay
olmamıştır.
Rusya'da yönetimlerin halktan kopuk Batılılaşma ve modernleşme
çalışmaları halk ile yönetimlerin arasını açmıştır.
Komünizme gelindiğinde, halkın yatay kültürü ile Sarayın yukarıdan
aşağı dikey kültürü iyice çatışır hale gelmişti. Bu çelişki komünizmin
iktidar olmasında itici bir güç olmuştur.
Bu kadar tarih ve kültür hatırlatması, Rusya ile Türkiye'nin Batı
karşısında, kaderlerinin ne kadar da benzediğini söylemek içindir.
Rusya'da elitler Batı değerlerine bizden çok direnmişler ve kendi
değerlerini daha çok öne çıkarmaya çalışmışlardır.
Bizde ise hem aydınlar hem de dindarlar Batı değerlerine teslim
olmuşlardır.
Daha da acısı, Rusya Hıristiyan olmasına rağmen, aydınları bu direnci
göstermişlerdir.
Bizde ise Müslümanız diyenler, tarikatlar, muhafazakâr din adamları
Batı ile işbirliğinde ön saflarda yer almışlardır.
Gülen Cemaatinin şu sıralar yaptığı da budur.
Milliyetçiler de gerçekte milliyetçi değil de, dindar oldukları için
onlarında direnci olmamıştır.
15.4.2011, bulentesinoglu@gmail.com


--
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!

"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...

Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...

Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Grup mail adresi: MAKARNA@googlegroups.com
Grup yöneticisi : makarna+owner@googlegroups.com
Grup anasayfa : http://groups.google.com/group/MAKARNA

Blog Arşivi