İHAP HULUSİ GÖREY
Yazan: Ender Merter
Türkiye'nin ilk grafik sanatçısı İhap Hulusi ile 80'li yılların grafik tasarımcısı, reklamcı ve kolleksiyoneri Ender Merter'in ilginç kesişme noktaları belki de üstadın adına ileride bir müze oluşmasının habercisi olabilir. Cumhuriyet'in 10'uncu yılında, sanatımıza yaptıgı katkıları nedeniyle, Atatürk tarafından bir kol saati ile ödüllendirilen İhap Hulusi, çizme yetenegini yitirdiğinden dolayı, yaşamının son yıllarını sefalet içinde geçirmiştir. Acıdır, ama gerçektir; 45 yıl boyunca piyango biletlerini resimlediği Tayyare Piyangosu İdaresi de, 35 yıl boyunca sigara paketlerini, içki şişelerinin etiketlerini resimlediği, afişlerini çizdigi TEKEL İdaresi de İhap Hulusi'yi kadrosunda göstermediğinden emekli olamamış, sosyal güvenlik haklarından yararlanamamıştı! Yokluk günlerinde de kendisini yalnız bırakmayan dostlarının ısrarıyla devrin cumhurbaşkanına durumunu anlatan bir mektup yazmışsa da postaya vermemiştir. Uzun bir zaman sonra gerçegi öğrenen yakın dostu Şahap Balcıoğlu mektubu zorla alıp adresine ulaştırmıştır. Ne yazık ki, bağlanan ufacık maaşı almaya üstadın ömrü yetmemiştir! 88 yaşında hayata veda ederken parası pulu olmayan ve kimseden de yardım görmeyen İhap Hulusi, şüphesiz yıllar önce sadece birkaç saat gördüğü Ender Merter'in bu kadar vefalı çıkacağını bilemezdi.
Ender Merter, henüz Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi olduğu yıllarda, 1982'de İhap Hulusi'nin Kınalıada'daki evine gitmiş ve kendisiyle tanışmıştı. İşin doğrusu, bunu nedenini bilmeden yapmıştı. Sadece Akademi'de ismini sıkça duyduğu bu ustayı görmek istemişti. O günü izleyen 11 yıl boyunca Merter, İhap Hulusi'yi hiç düşünmedi. Ta ki 1993 yılında Çukurcuma'daki bir sahafın, kendisine İhap Hulusi'nin bütün çalısmalarının, şahsi eşyalarının kendisinde bulunduğunu, bunları ayrı ayrı kişilere vermek istemediğini, Ender Bey'e de hepsini alıp alamayacağını soruncaya kadar. Sonunda, İhap Hulusi'den geriye kalan herşeyi, saatinden şapkasına, divitlerinden eskizlerine tüm şahsi eşyalarını, kısacası tüm mirasını satın almayı kabul etti. O günden sonra İhap Hulusi onun tutkusu haline geldi. İlk iş olarak Feriköy'deki harap mezarını bulup yeniden yaptırdı, daha sonra İhap Hulusi'nin 100. yılı anısına bazı reklam çalışmaları başlattı. Örneğin zamanında TEKEL'in afişlerini yapan İhap Hulusi'nin adını taşıyan özel bir sigara çıkartıldı. Reklamcılar Derneği adına sertifika hazırladı, 'Müsellesten Üçgene' isimli bir kitap hazırlandı, imzasını ve adını taşıyan bardaklar, tişörtler yapıldı.
Şu an İhap Hulusi'nin tüm çizimleri, eskizleri, Atatürk'ün kendisine hediye etmiş olduğu saati, (ki bu saati Ender Merter uzunca bir süre kullanmış) çizim yaptığı divitleri, fötr şapkaları, paltosu, elbiseleri, gözlüğü Ender Merter'de bulunuyor. Ancak Ender Merter, koleksiyonun kendisinde yeteri kadar iyi değerlendirilemediğini söylüyor. Onun isteği, halkın da bu eserleri görebilmesini sağlamak. Bu yüzden bir müze kurmak ya da varolan bir müzeye eserleri vermek gibi düşünceleri var. Anlayacağınız üstad onun peşini bırakmıyor, fakat onun da İhap Hulusi'nin peşini bıraktığı söylenemez. Ülkemizin ilk afiş sanatçılarından İhap Hulusi Görey'in 110.uncu doğum yılı nedeni ile; sanatçının arşivinin çogunluğuna sahip grafik tasarımcı ve reklamcı arkadaşımız Ender Merter'den görüşlerini aldık. İhap Hulusi'nin ölüm tarihi 27 Mart 1986 olduğu için bu ay grafik dosyamızda onu saygı ve rahmetle anıyoruz.
"110. yaşında bir kez daha iyi ki doğmuşsun büyük usta diyorum. Neredeyse son nefesine kadar kalem tutan ve iş yapan İhap Hulusi, Picasso ya da Rodin kadar önemli bir sanatçı. Doğumunun 100’üncü yılında yayınladığım “Müsellesten Üçgene” adlı kitabımda sizlere “niye İhap Hulusi” diye aklınıza bir soru gelebilir demiş ve açıklamıştım. Şimdi ise bu sorunun üzerinden geçen on yıl içinde gerçekleştirdiğim birçok etkinlik ve yayınladığım kitaplarla büyük üstadı anlatmaya, genç neslimize bir nebze de olsa, ülkemizde de Cumhuriyet öncesi ve sonrasında yaşamış uluslararası kariyere sahip büyük bir üstadı bir kez daha hatırlatmaya çalıştım. O büyük üstad ki; şimdi iletişim dünyası dediğimiz 21. yüzyıla damgasını vuran en gözde sektörün ilk renkli temsilcisi. O, aynı zamanda sanatçı ve psikolog, günlük yaşamın içinde yorgun düşmüş insanlara hitap eden, o sanat zevkini en derin manasıyla halk kitlelerine hissettiren bir mürebbidir. 110’uncu doğum yılında ise, 1993’te yola çıktığım bu “Bir Sevda Serüveni’ni” küçük konsantre bir avuç içi kitabında topluyorum. Önümüzdeki aylarda Türkçe ve Almanca çıkacak olan bu kitap aynı zamanda, bir sergiyi de içeren “Müsellesten Dreieck’e” isimli konsept kapsamında bu yıl Frankfurt Kitap Fuarı'nda sergilenecek. Bunu takiben “80. yılında Cumhuriyeti Afişleyen Adam” kitabımın geliştirilmiş 2. baskısı olacak. Çeşitli sergi ve konferanslarla da desteklenecek, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İDO ile ortak bir sergi, Çanakkale 18 Mart Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ve okuduğu Münih Güzel Sanatlar Akademisi'nde de bir sergi düşünüyorum. Ayrıca 110’uncu doğum yılı adına hatıra para tasarladık, Darphane’de o da sıraya girdi. Hepsi, İhap Hulusi’ye değer…
Yunan ve Roma’da olduğu kadar, doğu ülkelerinde de duvarlara resmi yazılar ve duyurular asma alışkanlığı vardı. Kâğıt üzerine basılı afişlerin kökeni ise 15. yüzyıla dayanıyor. En eski afişler el yazmalarıydı. 1454 tarihli bu afişler Meryem Ana resmiyle süslüydü ve Fransa’da kilise kapılarında toplanan yardımlardan bahsediyordu. Reklam amaçlı kullanılan afişlerse 19. yüzyılda ortaya çıktı. Litografinin bulunması, parlak renkli afişlerin ucuz ve hızlı bir şekilde üretilmesini sağladı. Bu sanatın kurucusu ve ilk büyük afiş sanatçısı Jules Chéret’ti. Chéret, parlak renkler, ince figürler ve göz alıcı harfler kullanarak kendine özgü bir anlayış geliştirdi. Chéret’in hazırladıgı ilk afiş, ünlü tiyatro oyuncusu Sara Bernhardt’ın bir oyununu duyuruyordu. 1836’da Paris’te doğan Chéret, İngiltere’de çeşitli baskı tekniklerini öğrenmişti. Paris’e döndükten sonra da, öğrendiklerini kendi atölyesinde uygulamaya koyuldu. Chéret kısa sürede afişleriyle Avrupa çapında tanındı. Afiş sanatının dönüm noktası ise Avrupa’da 1890’ların basında beliren ‘Art Nouveau’ (Yeni Sanat) akımı oluşturdu. Özellikle 1890–1910 yılları arasında, mimarlık, dekorasyon, eşya tasarımı, kitap kapağı ve afişlerde kendini gösteren ‘Art Nouveau’ akımı, güzel sanatların popüler ve yararlı olabileceği inancından doğmuş ve afiş sanatıyla da doğal bir anlatım biçimine sahip olmuştu. Bu akımın tartışılmaz ustası, Çek asıllı Alphonse Mucha da ilk afişini Sarah Bernhardt için tasarlamış ve bu afiş onu bir gecede üne kavuşturmuştu.
Afiş sanatının Türkiye’ye girmesi ise Cumhuriyet’in ilk yıllarına rastlar. Afiş sanatının Türkiye’deki öncüsü ise hiç kuşkusuz İhap Hulusi Görey’dir. İhap Hulusi döneminin kısıtlı teknolojik imkanlarına rağmen son derece yaratıcı ve yalın anlatımıyla dikkat çeken ürünler ortaya koymustur. İhap Hulusi “Elli yıllık hayatımda, doğal olarak birçok zorluk yaşadım. Fakat bu zorluklara karşın, Türkiye’ye ilk renkli afiş resmini getirmiş bir ressam olarak memnun ve bahtiyarım” demişti. 1898’de Mısır’ın Kahire şehrinde doğan İhap Hulusi, ilk ve orta tahsilini Kahire’deki İngiliz okullarında yaptı. 1920 yılında resim eğitimi görmek üzere Almanya’ya gitti. Önce Münih’de Heimann Schule atölyesinde üç yıl çalıştı, daha sonra Knutsgewerbe Schule’ye devam ederek tahsilini tamamlayıp İstanbul’a döndü. Arapça, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmesi sebebiyle babası tarafından Dışişleri Bakanlığı’na girmesi istendi, ancak o memuriyeti reddetti. Akbaba dergisinde Munif Fehim ve Ramiz’le birlikte çalıştı. Daha sonra Afiş çalışmalarına ağırlık veren İhap Hulusi, afiş yaparken ‘Buluş’un önemine değinerek ‘Seyredenlerin ilgisini çekmeli, düşündürmeli’ diye yorumladı. 1929’da İstanbul’da ilk atölyesini kurduktan sonra Kulüp Rakısı etiketini ve Atatürk’ün siparişi üzerine Türk alfabesinin kapağını tasarlayan İhap Hulusi, Ziraat Bankası, İş Bankası, Yapı ve Kredi, Garanti, Sümerbank, Emlak Kredi, Türk Ticaret Bankası, Maliye Bakanlığı (tahviller), Türk Hava Kurumu, Kızılay, Yeşilay, TARİŞ, Zirai Donatım Kurumu ve birçok özel kuruluşa çeşitli çalışmalarıyla hizmet verdi. Tayyare Piyangosu (Milli Piyango) İdaresi için 45, TEKEL İdaresi için 35 yıl çalışan İhap Hulusi bu süreçte yurtdışında da adını duyurdu. BAYER’in afiş ve etiketleri, Mısır’ın TEKEL İdaresi, Devlet Demir Yolları ve Şehir Hatları'na ait ilanları, ünlü İngiliz viskisi John Haig’in, İtalyanların Cinzano ve Fernet Brancası’nın afiş ve etiketleri İhap Hulusi tarafından yapıldı. Suluboya çalışmalarının yanı sıra, son yıllarında hat sanatını modernize ederek başarılı örnekler veren İhap Hulusi Görey, 27 Mart 1986’da İstanbul’da hayata veda etti.
>>> GraphThink! <<<
PAYLAŞTIĞINIZ KADAR ZENGİNSİNİZ
PAYLAŞTIĞINIZ KADAR ZENGİNSİNİZ
--
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!
"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...
Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."
. C* MUSTAFA KEMAL ATATÜRK C*
Grup mail adresi: MAKARNA@googlegroups.com
Grup yöneticisi : makarna+owner@googlegroups.com
Grup anasayfa : http://groups.google.com/group/MAKARNA
. B E K L E R İ Z ;-)












