24 Şubat 2011 Perşembe

[cadilarmekani], HAYAT SENİNLE DOLDU YÜREĞİME

Utangaç gülücükler eşliğinde başlamıştı herşey.

Herşey birden ve aniden ortaya çıkmıştı.

Nefeslerimiz sessiz sedasız buluşmuşken kör bir kuyuda,

 aşk dalıvermişti yüreğimden içeri...

Ve martıların çığlıklarında buluşmuştu

sessizliğimiz umarsızca.

Yüreklerimiz,

kanatırcasına akmıştı birbirine o kör kuyuda.

Halbuki kesiklerim vardı,kırıklıklarım..
Derindi..
Yeni ve derindi yaralarım...

Yorgunluklarım kağımın önünü mesken tutmuş beklemedeydi,

korkularım ise an ve an penceremin önünde

 gözetlemekteydi beni.

Ve ben...
Ben odamın tam ortasındaki kör kuyuda

 saklanmaktayken sevgili, sen girdin içeri..

Sessiz sedasız atmaya çalışırken adımlarını

duymasın diye onlar;

martılar çığlık çığlığa bağırmaya başladılar

bulabilesin diye beni.




Martılar...
Özel dostlarım..
Ah martılar..
Hep sesim oldular..



İlk nefesini duyduğumda,

titrek bir kedi gibi sindim iyice köşeye çaresiz...

Sandım ki...

Sandım ki, beni buldular.

Sandım ki kesiklerimi yine açmaya geldiler ...

Sandım ki başka bir kör kuyuya atmak için buldular beni...



Bu kaçıncı kör kuyuydu girdiğim içine

yada bu kaçıncı saklanma çabam...

Bir gölge halinde izlerken silüetini titrek;

bu sefer ateş böcekleri bir bir yanıp sönmeye başladılar

ve ben yüzündeki tebessümü farkettiğimde anladım

bulunmadığımı..
Beni bulamadıklarını...
O an anladım hiç bulunamayacağımı..

-Geldin mi?

-Şşştt...Ağlama...

-.....

-Artık ben varım..

-Ama

-Aması yok..Hadi ver elini..

-Nereye peki?

-Yukarı..Dışarı...KAranlıktan ,buradan uzağa...

-Ama...

-Aması yok hadi...




Derin bir sessizlik bastırdı birden...




Kalkmak isteyip de kalkamamak...

........

Hayat..

Tek özlemim...
Ve şimdi,

onu kazanabileceğimi düşündüğüm anda

kalkamıyorum ayağa...
Elin havada bekliyor..
Gücümü toplayana kadar sabredebilir misin acaba?

Bir damla bile kanamaya mecalim kalmamışken,

yeniden kanayabilmem ve güçlenmem için beklerken sevgili,

sen de bekler misin beni?

-Anlat..

-Neyi?

-Düşündüklerini.

-...

-Anlat ki gör seni bekleyeceğimi..



Ve...
Yine sessizlik...



Beklemek...
Gerçekten bekler miydin beni?

Bu kaçıncı duyuşumdu beklerimi?

Sen de yitip gidersen onlar gibi?

Elin hala havada..Hala bekliyorsun...

Peki ama ne kadar daha beklersin beni?




Sen de yitip gidersen peki ya onlar gibi?





-Yorgunsun.

-...

-Susmana gerek yok,gözlerinden belli...





Hala sessiz kalıyorum..

Ama içime doldurduğun şey,

her ne ise inan güçlendiriyor beni.
Bekle..
Biraz daha bekle..




Yorgun..
Evet yorgun..

Bu yorgunluk nedenidir belki de iflas edişimin..

Yitip gidenleri aramaktan vazgeçişim çok olmuş.
Özleyecek özlemler üretmeyeli yüreğim,

çok zaman geçmiş aradan..
Çok zaman önce saklanmışım buraya sebepsiz..
Sebepsiz değil ya neyse...
Saklanmışlığım asır olmuş nedensiz...



Dur bir dakika..
Saklandım ama sen nasıl buldun beni burada?
Beynimden geçenleri okuyabiliyor musun

beklerken orada?



Bir insana bırak,

hayata tutunacak tahammülüm kalmamışken,

 sen tahammül edebilecek misin beklemeyi beni?

Herkes birini özlüyor hayatta,

benim özleyecek kimsem yok oysa..

Peki sen,

özleyeceğim olabilir misin sevgili söyler misin bana?

-Gülümsedin..

-Evet.

-Peki, neden?



Gözlerini şimdi daha belirgin görüyorum.

Ne de güzel bakıyorsun öyle..

Bu kör kuyuda nasıl buldun beni..



-Bir gelin gibi süslenen

İstanbul sokaklarında yürümek istiyorum yalınayak.

-Bu mu gülümsetti seni?



Sessizlik..Başladı yine, söylemeli miyim içimdekileri?

Bak hala bekliyor...

Gülümse ve söyle..

Bekliyor işte... 
Hayat'ı da almış karşında bekliyor..
Söyle...



-Evet ama sadece...

-Sadece ne?

-Sadece bu düşünce gülümsetmiyor..

-Peki ne?

O sokaklarda iki çift yalın ayak istiyorum.Biri ben...

-Diğeri de ben...

-...

-Öyle ise uzat elini...



Utangaç gülücükler eşliğinde başlamıştı herşey.

Herşey birden ve aniden ortaya çıkmıştı.

Nefeslerimiz sessiz sedasız buluşmuşken kör bir kuyuda,

aşk dalıvermişti yüreğimden içeri...

Ve martıların çığlıklarında buluşmuştu sessizliğimiz umarsızca...

Ateş böcekleri,

koştururken yalınayak ikimiz İstanbul sokaklarında;

yanıp yanıp sönüyorlardı sebepsiz... 



Yaralarım kapandı gelişinle..
Ve...
Hayat seninle doldu yüreğime...


Meral Bilgiç..


--
                 
 'İlla birini seveceksen dışını değil içini seveceksin.
Gördüğünü herkes sever ama
Sen asıl görmediklerini seveceksin.
Sözde değil özde aşk istiyorsan şayet;
"TEN"e değil "CAN"a değeceksin!!! ''

 


Daha fazlası için sitemizi ziyaret ediniz













 
             
 

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.

Blog Arşivi