*** ARTıK HiÇBiR YüZ GüZeL DeĞiL SeNiN YüZüNDeN ***
Bir mumun tükenişinde
bir günün bitişinde
bir tatil dönüşünde
bir sonbahara geçişte buldum seni. Alev azalmış
tepeler kızarmış
yürek parçalanmış ve yapraklar bir bir sararmış. Hayatla aramdaki mukaveleyi feshedip küsmüşken bütün rezilliklerine
geriye kalmış günlerimi yıllarımı hoyratça harcarken sen takıldın ağlarıma. Pardon böyle değil şöyle olmuştu aslında
“Ben takılmıştım senin ağlarına”.
Küskünlüğümüm sebebi büyük aşklar
ayrılıklar sanmayın. Küskündüm hayata ama bunları yaşayamadığıma. Kafamdaki tabuları yıkıp bir güzele
seni seviyorum diyemediğime; bir tatlı bakışa “hafiftir” diye yapışmadığıma… İnsanları yaratan Mevla’ya inat edip
yarattıklarının bir kısmını görmezden geldiğim için küskündüm. İnsanları sevmenin
ne olursa olsun sevmenin aslında beni Allah’a götüreceğini anlayamadığım için küskündüm. Mevlana’yı okuyup da “Ne olursan ol gene gel” sözünde kusur aradığım için küskündüm hayata.
Seni sevsem! Çok sevsem. Çok
çok sevsem! Öyle çok sevsem ki
sen koksa özüm
yüreğim. Sen koksa nazım
edam. Gönlüm sen dolsa
benim her şeyim sen olsan. Sende tanısam aşkın ulaşılmazlarını
sende yaşasam hayatımın baharını. Çaldığın yüreğimde saklasam hep seni
hep sana yazsam yazılmamış söylenmemiş sözleri. Hoşgörüyü
tevazuu
aşkı
sevgiyi
hürmeti
kini
dedikoduyu
haramı-helali ve bunun gibi binlerce kelimeyi tekrar tanımlayıp; hayatıma soksam. Sonra Allah’a ulaşsam
kulunun sevgisinde pişip…
Teoride her şey basitti işte. Formül şakır şakır işleyecek ve o hiç yaşamadığım duygular olacaktı dünyamda. Ama şu an beynimin bir yerlerinden bana sinyal gönderen bir şeyi unutmuştum galiba; senin bir yutan eleman olduğunu ve çarptığın her kalbi sıfır yaptığını. Dünyalar kadar sevgiyi
uğraşı bir kor gibi olan dilinle yaktığını…
Artık mumlar söndü
havalar karardı ve yapraklar birer toz olup toprağa karıştı. Ben yine Allah’ı ve Mevlana’yı sorguluyorum. Sanki hiçbir şeyden pişmanlık duymamışım gibi kalbim yine kaskatı. Hiçbir şey görmüyor
at gözlüğü taktığım gözlerim. Hiçbir şeyi anlamıyor “laedri” takıntılı beynim. Sevinebilirsin artık
hiçbir yüz güzel değil ve güzel olmayacak
senin yüzünden…
Bir mumun tükenişinde
bir günün bitişinde
bir tatil dönüşünde
bir sonbahara geçişte buldum seni. Alev azalmış
tepeler kızarmış
yürek parçalanmış ve yapraklar bir bir sararmış. Hayatla aramdaki mukaveleyi feshedip küsmüşken bütün rezilliklerine
geriye kalmış günlerimi yıllarımı hoyratça harcarken sen takıldın ağlarıma. Pardon böyle değil şöyle olmuştu aslında
“Ben takılmıştım senin ağlarına”. Küskünlüğümüm sebebi büyük aşklar
ayrılıklar sanmayın. Küskündüm hayata ama bunları yaşayamadığıma. Kafamdaki tabuları yıkıp bir güzele
seni seviyorum diyemediğime; bir tatlı bakışa “hafiftir” diye yapışmadığıma… İnsanları yaratan Mevla’ya inat edip
yarattıklarının bir kısmını görmezden geldiğim için küskündüm. İnsanları sevmenin
ne olursa olsun sevmenin aslında beni Allah’a götüreceğini anlayamadığım için küskündüm. Mevlana’yı okuyup da “Ne olursan ol gene gel” sözünde kusur aradığım için küskündüm hayata. Seni sevsem! Çok sevsem. Çok
çok sevsem! Öyle çok sevsem ki
sen koksa özüm
yüreğim. Sen koksa nazım
edam. Gönlüm sen dolsa
benim her şeyim sen olsan. Sende tanısam aşkın ulaşılmazlarını
sende yaşasam hayatımın baharını. Çaldığın yüreğimde saklasam hep seni
hep sana yazsam yazılmamış söylenmemiş sözleri. Hoşgörüyü
tevazuu
aşkı
sevgiyi
hürmeti
kini
dedikoduyu
haramı-helali ve bunun gibi binlerce kelimeyi tekrar tanımlayıp; hayatıma soksam. Sonra Allah’a ulaşsam
kulunun sevgisinde pişip… Teoride her şey basitti işte. Formül şakır şakır işleyecek ve o hiç yaşamadığım duygular olacaktı dünyamda. Ama şu an beynimin bir yerlerinden bana sinyal gönderen bir şeyi unutmuştum galiba; senin bir yutan eleman olduğunu ve çarptığın her kalbi sıfır yaptığını. Dünyalar kadar sevgiyi
uğraşı bir kor gibi olan dilinle yaktığını… Artık mumlar söndü
havalar karardı ve yapraklar birer toz olup toprağa karıştı. Ben yine Allah’ı ve Mevlana’yı sorguluyorum. Sanki hiçbir şeyden pişmanlık duymamışım gibi kalbim yine kaskatı. Hiçbir şey görmüyor
at gözlüğü taktığım gözlerim. Hiçbir şeyi anlamıyor “laedri” takıntılı beynim. Sevinebilirsin artık
hiçbir yüz güzel değil ve güzel olmayacak
senin yüzünden… Bekir Cevizci
--
'İlla birini seveceksen
dışını değil içini seveceksin.
dışını değil içini seveceksin.Gördüğünü herkes sever ama
Sen asıl görmediklerini seveceksin.
Sözde değil özde aşk istiyorsan şayet;
"TEN"e değil
"CAN"a değeceksin!!! ''
"CAN"a değeceksin!!! ''Daha fazlası için sitemizi ziyaret ediniz


| http;//.www.viranekalpler.com |

http;//oykuceduygular.blogcu.com
--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.