...CHP, Önder Sav AŞ haline getirildi..." Nilgün CERRAĞLU aktarıyor
Cumhuriyet 19.09.2010
SAĞNAK
NİLGÜN CERRAHOĞLU
Okurlar, Referandum, CHP ve ‘Beklentiler!’
CHP’li genç okurum Engin Balım “CHP’de adı konulmamış bir iç savaş başlatıldı” dedikten sonra söze şöyle devam ediyor: “
Eski Genel Başkan Baykal, CHP için ‘2 anahtarlı kasa’ benzetmesi yaparken; aslında CHP ‘SavA.Ş.’ haline getirildi tepkisini vermek istiyor. CHP’yi kendi genel sekreteri ile anti-demokratik bir parti haline getiren Baykal, kurduğu düzenin en büyük kurbanı oldu ve tabiri caizse damdan düştükten sonra hatasını anladı.
Peki biz CHP’li gençler ne istiyoruz?
Tek arzumuz demokratik bir tüzük. Eğer siyasete kişisel menfaat için girmiş olsaydık, bugün iktidarda olan partinin mensubu olurduk. CHP içinde parti büyüklerinden tek beklentimiz, bizleri öteki olarak görmemeleri ve geleceğin kadrolarına dahil edilmemizdir.
Baykal da Sav da kişisel kavgalarını biz gençlerin gelecekleri için bir kenara bırakmalı ve uzlaşarak Kılıçdaroğlu ve CHP’nin önünü açacak adımı atmalıdırlar. Bunun için ilk adım parti içi demokrasinin sağlanmasıdır.
Parti içi demokrasi olmazsa ülkede de demokrasi olmaz. Bunun en güzel örneği, ben yaptım oldu bitti 12 Eylül Anayasası’dır. Engin Balım (CHP Çankaya üyesi)”
Baykal sahnede, Brown nerde?
“Parti büyüklerinden tek beklentimiz bizleri öteki olarak görmemeleri!” Bu laf çok dokundu. Düşünün! CHP’de işler ne duruma gelmiş.
“Gençler”, parti “dinozorları” tarafından kendilerini tümden “ötekileştirilmiş” hissediyor...
Buna karşın (baş dinozor!) Baykal hâlâ konuşuyor. En çok da gidip CHP ile kafa bulan bir gazeteye taşlarını döküyor. Orada burada demeçler veriyor. Ve sahneden inmemekte ısrar ediyor.
Bu nasıl bir nöbet değişimidir ki Baykal hâlâ uluorta spekülasyon yaratan deklarasyonlar yapıyor?
Hatırlar mısınız bilmem? Rastlantı bu ya! İngiltere’de seçim kaybeden İşçi Partisi lideri Gordon Brown ile CHP lideri Baykal aynı gün istifa etmişlerdi (10 Mayıs). O gün bugün; Gordon Brown’un adını duyan, gazetelerde Brown’un demeçlerine rastlayan, Brown’dan haber alan var mı?
Demek ki “demokratik söz hakkı”/ “demokrasi” gerçekte böyle bir şey değil.
Ortak çığlık: ‘Dikkate alınmak istiyoruz!’
Neyse… Biz gene okurlarla devam edelim.
“Düşüncelerini ‘Sağnak’la paylaşmak isteyen” Reşit Çağın’ın uzun iletisinden burada kısa bir bölüm aktarmak istiyorum:
“8 yılda ülkemizi tanınmaz hale getiren bir partiye karşı muhalefetin neden başarılı olamadığını sorgulamak ve sitemlerimizi yansıtmak istiyoruz. AKP’nin nasıl bir parti olduğunu bilen, ‘değiştik’ yalanlarına inanmayan... bilinçli vatandaşlar olarak bir an önce yönetimden uzaklaşması gerektiğine inanıyoruz. Ancak onu demokratik yoldan uzaklaştıracak olan muhalefet partilerinin; tekrarlanan hatalar, giderilemeyen eksikliklerle patinaj yaparak yetersiz kalmasını hazmedemiyoruz” diyen okurum, CHP yönetimine hitaben sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Sizlere yıllardır tekrarlayıp durduğumuz düşünce ve önerilerimiz var: Parti teşkilatınızı yenilemenizi, gençlere, kadınlara.. açmanızı önerdik… YSK’nin güvenilirliği sağlanmadan yapılacak oylamanın hiçbir anlam ifade etmeyeceğini, ‘testi kırılmadan önlem alınmasını’ istedik… Gündem yaratılmasında AKP’nin oyuna gelinmemesini, yeni anayasa ile hangi tuzakların kurulduğunun ve bunlara içten ve dıştan kimlerin, neden destek verdiğinin topluma anlatılmasını, dincilik, bölücülükte taviz verilmemesini ısrarla talep ettik.
Fakat sizler; heyecansız, amaçsız, köhnemiş kadrolarınız, onun bunun adamı olmaya çalışıp birbirini yiyerek enerjisini tüketen hiziplerinizle bildiğinizi okumaya ve halkla ilişkilerden sınıfta kalmaya devam ettiniz.
Bu koşullar altında alınan sonuç yine de büyük başarıdır. Ama bunu sakın kendinize mal etmeyiniz. Bizler; Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığına, inanç sömürüsüne, cemaatleşmeye, çağdışı düşüncelere, Silivri zulmüne, vatanımızın emperyalizme peşkeş çekilmesine, bölücü hainlere taviz verilmesine, yolsuzluklara, tarımımızın, doğal zenginliklerimizin yok edilmesine karşı olduğumuz için AKP’yi istemiyor ve gidecek başka kapımız olmadığı için, biraz da mecburiyetten sizlere oy veriyoruz.
Yani çaresiziz.Yoksa bizlere umut veren bir söyleminizi, planınızı, projenizi duyup da peşinizden geliyor değiliz. Bize güven ve heyecan veren bir duruşunuz yok! Şaşkın ve acemi bir haliniz var üstelik. Şeytanca planlara, tuzaklara karşı uyanık ve tedbirli değilsiniz. Olmadığınız gibi ileriyi gören ve uyaranları da dikkate almıyorsunuz…
Yüzde 42’nin değerinin iyi bilinmesini, toplumun nabzının sürekli tutulmasını, kişisel hırs, çıkar, hesaptan uzak önerilerimizin dikkate alınmasını, aksi takdirde yeni arayışlarla bu enerjinin parçalanma ve heba olma riskinin bulunduğunu sizlere hatırlatmak istiyoruz!”
Bunlar sırf okurumuz tarafından değil; sokaklarda, kahvelerde, halk arasında -heyhat!- sıklıkla dile getirilen eleştiriler. Adında “halk” olan partiden “halkla ilişkiler” talep etmek, sanırım abartılı bir istek olmasa gerekir.
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!
"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...
Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Grup mail adresi: MAKARNA@googlegroups.com
Grup yöneticisi : makarna+owner@googlegroups.com
Grup anasayfa : http://groups.google.com/group/MAKARNA