Sevgiydi yüreğimizden akan sıcaklık. Canımıza can yapmıştık. Aşk bizim için bir tek onun adını anlatıyordu. Sanki bir tek onun için yaşıyorduk. “Dünya döndükçe kalbimde olacaksın” diye cümleler kurulurdu sevgilinin ardından. Her defasında yinelemek gelirdi içimizden sevgimizi. Ayrılığı silmiştik. Öyle bir kelime yoktu bizim için artık. Bir oyunun içindeydik farkında olmadan. Gözyaşları izindeydi. Ama her an dönebilirlerdi. Çünkü zaman geçtikçe anlaşmalar bozuluyor, tartışmalar başlıyordu. Sevgi yavaş yavaş azalıyordu ama biz buna “kalp kırıklığı, geçer elbet” diyorduk. Bilmiyorduk ki kalpler birbirinden ayrılamaya başladı. Dünyalara değişmediğimiz sevdiğimiz dünyadan daha değersiz oluyordu. Arada soğukluk başlayınca gözler bir arayış içine giriyor. Ama o kadar garip bir durum ki kendimize “unutuyorum artık, ayrılık vakti geliyor” diyemiyorduk. Peki ya neydi bu? Güzelliklerle doldurğumuz dünyamız yavaş yavaş göçüyor muydu? Şiirlerde, mektuplarda ve günlüklerde artık onu değil yaptığımız tartışmaları anlatıyorduk. Büyük bir heyecanla ve Hayal kurarak yazdığımız şiirlerimizi, gözyaşları ile okuyor ve yaşadıklarımıza-nereye geldiğimize şaşırıyorduk. Nasıl olurdu da böyle bir hala gelebilirdik. “Hani ölümüne sevgiydi. Ölüm bile bizi ayıramayacaktı hani. Şimdi ne oldu. Bak ölüm de yok. Ney peki bu? Güzel bir rüyanın sonucunda görülen kâbus mu, yoksa hayatın ta kendisi mi? Eğer ki kâbus ise mutlaka uyanacağız ve güzel günlere kaldığı yerden devam ederken korkulu gözlerle anlatacağız bunu. Eğer ki hayat bu ise “sevmek” diye bir şey yok. Aşk zaten yalan. Sahte olmayan gülümsemeler sadece güzel düşlerde mi kalıyor? Gerçek dünya böyle ise nasıl güvenebiliriz insanlara. Sırlarımızı söyleyemez, dertlerimizi paylaşamayız. Bu şekilde olmaktansa “bitkisel hayat” denilen şekilde yaşayalım daha iyi.
Sevgi yok, aşk zaten yalan, arkadaşlık da olmazsa... off. Nasıl çekilecek bu hayat.” düşüncelerimizdir bunlar. Ama sadece aynaya yansıyan yönleri. Her insanın yüreğinde ne fırtınalar kopar. Aynaya bakmaya korkar. Çünkü onlar için aynaya bakmak ölümün eşidir. Sevdiğinden uzakta bir hayattır. İşte bu yüzden susarlar... Susarlar... Ve hep susmaya devam ederler.
Susmayı tercih edenler gerçek sevgiyi görüp yara alanlardır. Kıyamazlar biz söz söylemeye “belki buna kırılır, ya bana geri dönerse” diye düşünerek geçer bir ömür. Ama o gidenler dönmezler geriye. Yapamazlar. Gidenler acı çektirmeyi sevenlerdir. Onların o halini gördükçe kendilerini üstün biri zannederler. Ve bir marifetmiş gibi herkese anlatırlar “bak! Benim aşkımdan deli oldu”, “ya bunların hepsi aptal, ben onlara bakar mıyım hiç”,”kendilerini ne zannediyorlar”... Böyle cümleler sıralanır ama o küçümsedikleri insanlarla bir zamanlar sevgili idi. O günler çok çabuk unutuldu. Çünkü aşk yoktu. Maksat ya boş kalmamak, ya bir iddia ya da gösteriş...
Birde geriye döneneler vardır. Adına “pişmanlık” dedikleri dönme şekli. Onlar da sevgisi için dönmezler. Oynayacak bir oyuncak kalmamıştır. Geri gelmeli ve eski oyuncağı tamir etmelidir. Bunun adına “pişmanlık” demişler. Nasıl olur da böyle masum bir kelimeyi kendi çıkarları için kullanabilirler. Bütün güzellikleri mahvettikleri gibi bunu da kirletmişler. Hatalarımızı görmek için özür diler, pişmanlık derdik. Ama aşk için asla. Üstelik neden böyle şeye gerek duyalım ki. Gerçek sevgi pişmanlık vermez, seven pişman olmaz. Zaten yürekten seven bırakıp gitmez.
Hayatımızda her zaman bahaneler buluruz. Bunların en saçmaları sevgi için bulunan bahaneler değil midir? Bunların en başında eskilerden süregelen bir cümle “davul bile dengi dengine çalar”. Öyledir aslında dengi dengine çalar. Ama bir kral sevgisi,aşkı için tahtından vazgeçebilir. Kimi zaman davulu tenekeden kimi zaman en pahalı deriden yaparız ama sevgiden ödün vermeden. Herşeyden geçmek pahasına dengini buluruz.
Bizler ki aşkın anlamını dahi değiştirmişken başka söze ne hacet. Aşırı sevgi ve bağlılıkken; oldu ilk görüşte aşk. İlk görüşte aşk mı olurmuş. Nerde aşırı sevgi, nerede bağlılık duygusu ilk göz beğenmesine aşk mı denirmiş? İşte biz insanların kirletmedikleri bir bu duygu kalmıştı. Bunu da becerdik sonucunda. Hayvanlar dahi düşünce gücü olmamasına rağmen sevdiklerine aşkına sahip çıkarken bizler ya 3-5 kuruşa ,ya bir iddiaya ya da hava atma uğrusa sattık. Başka söze gerek vamı...


| http;//.www.viranekalpler.com |

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.