25 Kasım 2010 Perşembe

[cadilarmekani], Elimizin Hamuruyla…


Elimizin Hamuruyla… 
HATİCE YILMAZ /Çukurova Üniversitesi

Kadınız! 
Kimimiz evde kimimiz işte… 
Kimimizin eline dokunamamıştır kağıt kalem, 
Kimimizin belleğinde kütüphaneler dolusu kitaplar… 

Kadınız biz! 
Her kesimden farklı yükselir sorunlarımız. 
Şiddettir; alışılagelmiş. 
Tacizdir tecavüzdür; artık doğal sayılan. 
Töre, namus cinayetidir; bize reva görülen. 
Okumuş feodal kafalar, 
Modernleştikçe biter diyor bu sorunlar 
Biter mi! 
Bitmez tabi 
Biçilmiş kaftan gibi 
Giydirilir toplumsal rolümüz; 
Evimizin hanımı, 
Çocuğumuzun anasıyızdır. 
Seçeneklerimiz de kısıtlandıkça kısıtlanır.
 

Kadın olmak her şeye olduğu gibi öğrenime de, mesleğe de yarım başlamak demek. Evde, sokakta, siyasi yaşamda ezilen, dışlanan, ötekileştirilen kadınlar iş hayatında da benzer bir muamele görüyorlar. Özellikle mühendis kadınlar toplum yapısından dolayı iş hayatlarında ciddi problemler yaşıyorlar. Biz de Çukurova Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden kadın arkadaşlarla buluştuk. Onlarla hem öğrenim, hem de mesleki hayatlarındaki sorunlarını tartıştık. 
Arkadaşlarımız öğretmenlerin tutumlarından, istedikleri alanların dışında çalışmaya zorlanmaktan ve diğer bir çok yaşadıkları/yaşayacakları sıkıntılardan dolayı duydukları rahatsızlığı gençliğin dergisinde dile getirdiler. 
Seval daha ilköğretimdeyken, sevmediği halde annesinin isteği ile meslek lisesinde bu bölümü seçmiş. Hacire isteyerek seçmesine karşın, “Kızım bu erkek mesleği değil mi? Ne işin var senin o bölümde?” gibi aileden ve çevreden gelen olumsuz tepkilerle başlamış mesleki öğrenim hayatına. Hatice ise ne iş yapacağının toplum tarafından anlaşılmadığından şikayetçi. İyi ya da kötü, severek ya da sevmeyerek gelmişler bu bölüme. Sınıfta erkek arkadaşlara oranla sayıları çok az. Bunun ne gibi sorunlar ortaya çıkardığını merak edip soruyoruz. Genel olarak sınıftaki erkek arkadaşlarının rahatsız edici bir tutumunun olmadığını söylüyorlar. Hatice itiraz ediyor ve diyor ki: “Erkekler birlikte hareket ediyorlar. Sınıfta sindirildiğimi hissediyorum. Rahatça gülemiyorum örneğin. Onların sesinin içinde sesim kayboluyor.” Arkadaşları da katılıyor Hatice’nin söylediklerine. Ayrıca Sevda ekliyor, “Sınıfta herhangi bir erkek arkadaşla biraz fazla konuşsam, diğerleri tarafından yanlış anlaşılacağımdan korkuyorum.” Ben de Sevda’ya destek veriyorum. “Homojen bir yapının olmadığı ve kadına her zaman çamur atmaya hazır bir toplumda böyle bir korkuya kapılmak normal.” 
Hocaların tutumuna değiniyorlar sonra. Çoğu arkadaşımız hocalar konuşurken sınıftaki kadınları unuttuğundan şikâyetçi. Öğretmenlerin sınıfa “Ne karı gibi dırdır ediyorsunuz?”, “Ne karı gibi kıkırdıyorsunuz?”, “Koca karı gibi çeneniz düştü yine.” şeklinde ifadeler kullandıklarından şikayet ediyor. 

Erkeklere Başka, Kadınlara Başka Dil 
Toplumun okumuş kesimlerinde bile kadına bakış tarzının ne derece vahim olduğu bizi düşündürüyor. Daha da vahim olan durum, bölümde sözü örnek alınan hocaların, iş seçimi konusunda kadın arkadaşlara sarf ettikleri sözler. Sevda arkadaşımız anlatıyor; “hocalarımız erkeklere iş olanaklarını ballandıra ballandıra anlatıyorlar.” Sonra bize dönüp “Siz de ancak olsanız olsanız memur olursunuz.” diyorlar. Bizi yüreklendirmiyorlar. Ne kadar idealist olsak da zaman içerisinde sinmemize neden oluyorlar. Diğer kadın arkadaşlar da destek veriyor Sevda’nın söylediklerine. Binay stajından bir örnek veriyor. “Binalarda asansörlere aylık bakım onarımının yapılıp yapılmadığını araştırıyorduk. Yanımda benim gibi stajyer iki erkek arkadaşla yöneticiye çıkıp, asansörle ilgili soru sordum. Kadın olduğum için beni önemseyip, cevap verme ihtiyacı hissetmiyor. Aynı soruyu yanımdaki arkadaşım sorduğunda, cevap alabildi.” Konu kadınların iş hayatında karşılaştıkları sorunlara gelince; Seval, hocalarından birinin sarf ettiği sözü ekliyor. Güya kadın mühendisler sahaya inince iş duruyormuş. Kadın mühendisler, hem üniversitede derslerde, hem stajlarda hem de mezun olduktan sonra iş hayatında kadın olmaktan kaynaklı büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Erkek işi diye tanımlanan ve kadınların daha atıl durumda bırakıldığı mühendislik gibi mesleklerde, kadınların çok zor koşularla karşı karşıya bırakıldığını röportajlardan da bir kez daha anlıyoruz. Mühendis adayı kadınlar olarak bize dayatılan bu rolleri kabul etmeyeceğimiz konusunda ise hem fikiriz. Hayatın tüm alanında olduğu gibi burada da bize biçilenle yetinmek yerine mesleğimizin gerektirdiklerini yapmak ve üretmek için ısrar ediyoruz. Mesleğimize gösterdiğimiz duyarlılıkla, kendi sorunlarımıza da sahip çıkıyoruz. Yalnızca mühendisliklerde değil diğer tüm alanlarda yapılan ayrımcılığa kadınlar olarak sessiz kalmamalıyız.
"dosteli"
"Seni diğerlerinden farksız yapmaya''
bütün gücüyle çalışan bir dünyada
kendin olarak kalabilmek
dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
Bu savaş başladı mı, artık hiç bitmez"

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.

Blog Arşivi