Hayata pozitif bakabilmek öğrenilmesi gereken bir sanattır. Sadece; bunu gerçekleştirebilme başarısını gösterebilenler ve gösteremeyenler vardır. Zaman zaman geri dönüşü olmayan başarısızlıklar yaşarız her ne kadar pembe gözlüklerle de baksak sonuç değişmez… Ve başarısızlık “yetimdir”, kimse sahip çıkmak istemez… Halbuki başarının onlarca sahibi vardır. Gerek ideallerimizde gerekse yaşamımızda karşılaştığımız olaylardaki, bakış açılarımız çok önemlidir… Hepimizin de yaşama baktığımız pencereler farklıdır. Bu farklılık dünyaya gelişimizle başlar, büyüme sürecimizde ve inançlarımızla şekillenir ve bu noktadan sonra artık bizim değişmez parçamız haline gelir, bizi biz yapan davranışlarımız ortaya çıkar. İnsanların başlarına gelen “kötü şeyleri “kendilerine nasıl açıkladıkları” ile ilgilidir. “Bakış açısı” farkındalık gerektirir, hayatın içinde olabilmek ve olanı olduğu gibi görebilmek. Bazen bütün olumsuzlukları ardı ardına yaşarız; eğer iyimserseniz, başarısızlık zafere giden yolda sadece bir engeldir… Kötümserseniz yaşanılan yenilgi dünyanın sonudur... Kötümser “Sorunum var” derken; iyimser “Bir dahaki sefere daha iyisini yapmak için elimde bir fırsat var” der. “İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra bir saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine. Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti. Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve haftalar geçti. O sabah odaya gelen gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı: uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı. Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat olduğundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Hasta yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, boş bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu. Yaşam; insanları iyimser ya da kötümser olarak ayırt etmez sadece aynı terslikteki olaylar da iyimserler daha kolay toparlanırlarken kötümseler pes ederler… The Archives of General Psychiatry dergisinin Kasım 2004 sayısındaki araştırmaya göre kendilerini oldukça iyimser olarak tanımlayan kişilerin, tüm nedenlerden kaynaklanan ölümlerinin ve kalp hastalıklarından ölüm risklerinin daha düşük olduğu belirtildi. Kötümserler; değişimin olanaklı olmayacağına inanırlar ve gerçektende değişmeden kalırlar... İyimserler; daha esnek olurlarken, kötümserlerin zihni felaket senaryoları ile doludur... İyimserler yaşadıkları tüm başarısızlıklardan sonra kendilerini daha çok yüreklendirirler yıkıcı değil yapıcıdırlar; iyimserlik Pollyanacılık değildir Olanı olduğu gibi yargılamadan görebilmektir. İyimserliğin en kolay yolu, sorunlara değil, çözümlere odaklanmaktır… Yaşadığımız her bir gün bize bir hediyedir. İyimserlik; Her şeyin güzel olacağını umut etmek insanı motive eden, kendinizi mutlu hissetmenizi sağlayan bir ruh durumudur. Pozitiftir, yaşama olumlu bakmayı sağlar… Hayatın karşımıza çıkardığı olay her ne olursa olsun, neden o olayla yüzleştiğimizi, bu yüzleşmenin bize neler getireceğini görmeyi başarırsak daha az “acı” çekmiş ve dolayısıyla daha az negatif enerji üretmiş oluruz. Odaklandığımız her düşünce/duyguyu daha da büyütürüz. Olumsuza odaklanırsak negatifi, olumluya odaklanırsak pozitifi büyütürüz. O halde yapmamız gereken, başka bir pencereden bakmak, anlamlandırmak ve hem kendimizi, hem de yaşadığımız şeyi /olayları özgür bırakmaktır, akışa bırakmaktır yani tam farkındalık… Herkesin kendi cesaretini yitirme noktası kendi duvarıdır. Başarısızlık, beceriksizlikten ya da hayal gücünün yoksunluğundan kaynaklanır. Siz içinizde başarılı olacağınıza dair sarsılmaz bir inanç taşımadığınız sürece; beceri ve istek hiçbir zaman sonuç doğurmaz. Her gün hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansına sahibiz ve her şeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu… Seçim sizin… Işık ve sevgi ile…
Kime Göre, Neye Göre?
YASEMİN AKBEL "GÜNCE" Cuma, 01 Ekim 2010 01:38
Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinleyebilmek için.
Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model bot’larını suda yüzdürüyorlardı. Genç âşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu. Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı.
doğruldu. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yaşayabilecekti.
Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi. “Sanırım sadece seni cesaretlendirmek istedi” dedi.”
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!
"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...
Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Grup mail adresi: MAKARNA@googlegroups.com
Grup yöneticisi : makarna+owner@googlegroups.com
Grup anasayfa : http://groups.google.com/group/MAKARNA