"ÇOCUK GELİNLER OLMASIN"
CİSED, 'Ünzile’ler, bir sosyo-kültürel sorun değildir, bir yoksulluk sorunudur' dedi.

Son yıllarda cinsel işlev bozuklukları nedeniyle
sağlık kuruluşlarına ve cinsel sağlık hatlarına yapılan başvuruların artışı yeni evlenecek çiftleri de
endişelendirmeye başladı.
Toplumsal çalışmaları ve basın açıklamalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), “Çocuk Gelinler Projesi” konusunda bir basın açıklaması yaptı.
İşte CİSED'in basın açıklamasından çok çarpıcı başlıklar:
“Ünzile’ler, bir sosyo-kültürel sorun değildir, bir yoksulluk sorunudur”
Uçan Süpürge tarafından yürütülen ve Sabancı Vakfı tarafından finanse edilen Çocuk Gelinler Projesi’ni desteklediklerini ve katkı sağlamaya hazır olduklarını;
ancak, yalnızca gönüllü gayretlerin eseri olan bu tür projelerle çocuk gelin sorununu çözmenin mümkün olamayacağı ifade eden CİSED Genel Başkanı Dr. Cem KEÇE;
“Ülkemizde erken yaşta evlilikler uzun yıllardan beri var olan bir olgudur. Buna rağmen toplumun çoğunluğu tarafından bir “sorun” olarak değerlendirilmemektedir.
Evliliğin en önemli meşruluk kaynaklarından birisinin toplumsal mutabakattır.
Bu evliliklerin de daha çok bu mutabakat çerçevesinde gerçekleştiği görülmektedir. Ataerkil ve geleneksel toplum yapısı, erken yaşta evlilikleri normalleştirmiş ve meşrulaştırmıştır.
Oysa erken yaşta yapılan evlilikler özellikle kız çocuklarının toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştirmekte ve
hayat tercihlerini azaltmaktadır.
Elimizdeki veriler, ülkemizde hem erkeklerin hem de kadınların büyük çoğunluğunun yoksul olduğunu ortaya koymaktadır. Kadınlar bu yoksulluktan daha fazla etkilenmekte ve
yaşamlarının her alanında bunun sonuçlarını daha ağır bir şekilde yaşamaktadırlar.
Özellikle açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan ailelerde bu durum çocuk yaşta yaptırılan evliliklerle
kendini belli etmektedir. Soruna, sadece sosyo-kültürel bir meseleymiş gibi yaklaşıldığı takdirde
her çaba yarım kalacaktır ve sorunu çözmeye yetmeyecektir.
Bu toplumsal sorunu gerçekten çözmek istiyorsak yapmamız gereken ilk şey
bu gerçeği baştan kabul etmek olmalıdır.
Sorun, bir yoksullukla mücadele sorunudur, bir cinsel eğitimsizlik sorunudur.
Ünzile’lerin sayısı, bu ailelerin refah düzeyini arttırılmadan,
sosyal devlet anlayışını egemen kılınmadan sadece günülülerin yürüttüğü etkinliği
sınırlı bu tür sosyal projelerle azaltılamaz. Yine de iyimseriz ve bu projeye katkı sağlamaya hazırız.
Fakat bu proje bir devlet projesi olmalıdır.” dedi.
Bu çocukların cinsel hakları da ellerinden alınmaktadır
CİSED Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Psikolog Serap Yeşil;
“Cinsel sağlık bu cinsel hakların tanındığı, saygı duyulduğu ve uygulandığı ortamlarda mümkündür.
Bu evlilikler, kadınlara yönelik toplumsal ve cinsel ayrımcılığın temelini oluşturmaktadır.
Kadınları eğitimsizlik, yoksulluk, cahillik ve bağımlılık kısır döngüsüne hapseden bu evlilikler,
onların cinselliğe dair haklarını da ellerinden almaktadır.
Çocuk gelinler, cinsel özgürlük hakkı dediğimiz, cinsel baskının her türünü, her çeşit cinsel zorlamayı,
cinsel istismarı ve cinsel tacizi reddeden bir temel hakkı kullanamaz hale gelmektedir.
Evlenip evlenmemeyi, boşanıp boşanmamayı, çocuk sahibi olup olmamayı,
çocuk sayısını ve hangi aralıklarla olacağını ve bütün bunları kiminle yapacağını kendi kişisel ve sosyal anlayışı çerçevesinde belirlemek ve gerçekleştirmek bu çocuklar için söz konusu olmamaktadır. Biz cinsel eğitimin gerekliliğini her zaman ifade ettik. Bunun yapılabileceği en uygun ortam önce aileler ve sonrasında okullarımızdır. Tüm çocuklarımız için zorunlu eğitim süresi hızla 12 yıla çıkarılmalıdır.
Kız çocuklarımızın buna uyması özellikle teşvik edilmelidir.
Kız öğrencilerin aileleri bu dönemde madden desteklenmelidir. Zorunlu eğitimin içerisinde Cinsel Eğitim
anaokulundan başlayarak şart olmalıdır. Evlilik Öncesi Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri;
doğum öncesi Anne, Baba ve Eş Eğitimleri yasal olarak şart olmalıdır.
Eğitim ve öğretim almasına olanak sağlanmış ve
bunları kullanarak kendini yetiştirmiş bireylerin egemen olduğu bir toplum ruhen, bedenen ve
fikren sağlıklı aileler oluşturmak açısından çok önemlidir."
dedi.
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!
"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...
Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Grup mail adresi: MAKARNA@googlegroups.com
Grup yöneticisi : makarna+owner@googlegroups.com
Grup anasayfa : http://groups.google.com/group/MAKARNA