Sensizliğe Uyanmak
Senin gözlerine çiy düşeceğini göreceğimi hiç sanmazdım
bir bahar gününün
ıtır kokan serin rüzgârlarında. Senin o narin okşamaya kıyamadığım
o tutunca tüm yüzümün kızardığı
o ince uzun parmaklarını tek tek bütün çizgileriyle beynime nakşettiğim ellerinin
bensizliğe uzanırken
düştüğü çaresizliği göreceğime
ölmeyi tercih edeceğimi hiç sanmazdım.Ayrılığın
kış değil
sonbahar değil; yaşamın ve doğanın yeni yeni canlandığı
kuşların
kedilerin karnına yeni hayatların kıpırtılarının usul usul düştüğü
ağaçların yapraklarının yeni yeni yeşillendiği
toprağın güneş ışınlarıyla yavaş yavaş ısındığı
tabiata cemrelerin birbirinin peşi sıra düştüğü bir bahar akşamında
bizim kapımızı çalacağını hiç ama hiç düşünmemiştim.Bir vapur iskelesinde
ya da bir tren garında
belki ama
seni
her gün bırakırken
arkandan uzun uzun seyrettiğim
seyrederken de senle ilgili binlerce pembe hayal kurduğum
evine giden sokağın köşesinde
bana elveda derken
göreceğimi hiç hayal etmezdim.Sensizliğin beni üryan bırakacağını
bedenimi öksüz koyacağını
ruhumu yetim yapacağını
gönlümü garip edeceğini bile bile
akşamın o alaca karanlığında
bir kez olsun geriye bakmadan
sanki hiç tanımamış gibi
sanki o koca mazimizi bir kalemde silercesine gidişini hiç unutmayacağım.Aslında geriye baksan ayaklarının duracağını ve bir adım dahi atmadan
o sokağın köşesinde
senin gidişinle birlikte
her şeyini yitirmiş bir adamı göreceğini ve dayanamayıp o masum
çocuksu halime
kollarıma atlayacağını
çok iyi biliyordun. Belki de bildiğin için dönüp bakmaya cesaret edemedin.Senden sonrası yok demiştim ya sana. Senden sonrası bir kara zindan kadar zalim
bir yangın cehennemi kadar zulüm dolu
bir dipsiz kuyu kadar elim
bir anafor deryası kadar elem vericiydi.Nasıl olmasın ki? Sensizliğe uyanmak
sana uyanmaya alışmışken kolay mı sanıyorsun? Uyanınca
yatağımda bir bebek masumiyetiyle nefes alış verişini izlemeye şartlanmışken ve bunu dünyanın en aaaifli işi olarak kabullenmişken ve yıllarca yaşamışken
birden bire
aniden
sabah uyanınca sol yanımı boş
bomboş bulmak ve senin o halini yaşayamamak sıradan bir son mu sanıyorsun?Mutfakta senin kaynattığın çayın buhar ıslıklarını duyamamanın
mutfağın içinde yankılanan ayak tıkırtılarını işitememenin ve en önemlisi bana kahvaltının hazır olduğunu bildiren kişiye özel anonsların ayrıcalığını yaşayamamanın beni mutlu edeceğine mi inanıyorsun?Senle birlikte iken sensizliğin
bende yaratacağı boşluğu düşünmeyi ve bu korkuyu hissetmeyi bile aşkımıza ihanet ve uğursuzluk sayarım. Ama artık sen yoksun
Yaşamımdan
günümden
gecemden bir yıldızın gökten kayışı zarafetiyle sessizce ve usulca kayıp gittin.Ağladım günlerce. Telefonları çektim fişten. Bütün otomatların şalterlerini indirdim. Perdeleri sıkı sıkıya kapadım. Kapını zilini bağladım. Kapıcıya bir süre buralarda olamayacağımı söyledim. Anla işte mezara döndürdüm birlikte yaşadığımız evi. Seninle ilgili en küçük ayrıntıyı sabitledim olduğu yere. Tarağın
diş fırçan
makyaj malzemelerin
dağınık yatağımız
havlun
terliklerin
pijamaların
elbiselerin
nerde
nasıl bıraktıysan öylece duruyor evimizin içinde.Çok özlediğim de kokunu
yastığını kokluyorum saatlerce. Sonra parfümünü sıkıyorum yastığa
tekrar tekrar kokluyorum. Terliklerini okşuyorum. Pijamalarına dokunuyorum usulca şeklini bozmadan. Oturduğun boş sandalyanın karşısına geçip saatlerce seninle konuşuyorum. İçtiğin son sigarın külü
kül tablasında izmariti ile öylece duruyor. Dün sigara izmaritini üzerinde pembe ruj izlerini gördüm. Öyle kötü oldum ki
kafamı boş odaların duvarlarına vurdum
vurdum… Ama sen yoksun.Hangi kanalı izleyeceğimiz tartışırken
birbirimizin elinden kumandayı kapmak için
yaptığımız savaşları hatırlıyorum. Artık o savaş yok. Ben istediğim kanalı izliyorum. Ama o savaşları hatırlayınca
atıyorum kumandayı bir yana
usul usul ağlıyorum ve neden neden Tanrım aldın onu benden diyorum kendi kendime.Hani demiştin; “Ben senden gitmem korkma
ama gidersem de bir daha dönmem
sakın umutlanma! ” Biliyorum dönmeyeceksin. Şimdi çıksam Boğaz Köprüsü’ne
tutunsam korkuluk demirlerine
çağırsam seni
gelmezsin biliyorum. Peki ya ben sana bir mektup bırakıp
kafama sıkar mıyım
sensizliğe gitmek için
onu da yapamam
biliyorum.Peki ben ne yapacağım sensiz? Nasıl yaşayacağım sen olmadan? Ben zamanı sensizliğe kurmadım saatlerde. Takvimlerime sensizliği not düşmedim hiçbir zaman. Ben sensiz nefes almayı bile düşünmedim
tahayyül etmedim hiç. Ben sensiz tam olmayı kabullenemedim ki?Peki ne olacak o zaman. Hiçbir şey olmayacak. Yemeden içmeden vaz geçtim. Kilo veriyorum sürekli. Vücudumun dayandığı kadar yaşayacağım. Yaşadıkça bizim şarki sözlermızı dinleyeceğim. En sonunda sensizlik uykusuna Tanrı’nın emrettiği yerde ve zamanda gözlerimi kapayacağım. Kapıyı çalanlar ve açanlar odadan hala çalan bizim sarki sözlerimızı duyacaklar….
Fikrimin ince gülü…
Kalbimin şen bülbülü
O gün ki gördüm seni
Yaktın ah.. yaktın beni…
Gördüğüm günden beri
Olmuşum inan deli
O gün ki gördüm seni
Yaktın ah.. yaktın beni…
Ateşli dudakların
Gamzeli yanakların
O gün ki gördüm seni
Yaktın ah.. yaktın beni…
--

____sçs*____*sçs*sçs*______*sçs ___
*sçs*___*sçs*____*sçs*___*sçs*
___*sçs*______*sçs*_*sçs*_______*sçs*__
__*sçs*__________*sçs*__________*sçs*__
__*sçs*________________________*sçs*___
___*sçs*_*__*_*sçs*___
____*sçs*________O Y K U____________*sçs*____
______*sçs*____*sçs*______
________*sçs*____________*sçs*________
__________*sçs*________*sçs*__________
____________*sçs*____*sçs*____________
______*sçs**sçs*______________ ________________*
--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.