5 Ekim 2010 Salı

[cadilarmekani], SANA


Sana,

Masa üstündeki resmimizi bu sabah kaldırdım. Yerine kocaman bir elin ortasından ufacık bir elin yırtıp çıktığı, arka zeminin simsiyah olduğu bir fon var şimdi. Kocaman ellerimi ufacık görüyorum. Tıpkı o eller gibi…Her şeyi yapacağına inan o eller ufaldı ufaldı ufaldı…. Bu sabah ‘’kimim ben’’ sorusuna ‘’ kendini kandıran bir yalancı’’ cevabını aldım. Kendini kandıran bir yalancı… Diğer sorulara geçmeye fırsat bulamadım…

Şimdi dostluk dediğimiz kavramda yalnızlığımızı sarmak için oluşturduğumuz, bahanelere bakıyorum da ….İşe yarayacak mı dersin? Seni bu kadar severken nasıl dost olarak kalacağım. Yüzüme bu maskeyi takıp nasıl dolaşacağım. Aşkımı dostluk tanımına gizleyip kalbime ihanet etmiş olmayacak mıyım. Sevgime ihanet etmiş olacağım. Yasadıklarım gerçek duygulardı ve onları hiç yaşanmamış gibi yok sayamam.

Sevmediğin için ihanet edeceğin bir yüreğin yok fakat benim var. Bunu yapamam…
Beni ben yapan duygularıma bağlığımdı şimdi onları üvey evlat gibi dışlaya aşkı, yaşadıklarını hiç olmamış gibi düşün diyorsun. Bu kadar acımasız olmamı nasıl beklersin?

Seni sevdim
belki de en çok bu yüzden gitmem gerekiyor..
Kalbime ihanet etmem, aşkımı boynu bükük bırakmamam için gitmem...

Ona sahip çıkmam gerek..
Biliyorum bu 
elveda demek.
Yapamam başka türlü yapamam.
Seni seviyorum ve bu gerçeği hiçbir şey değiştirmiyor…

Biz aynı yerde boy atmaya çalışan iki fidan gibiydik sevgili. Sen güneşin ışıklarından sunmak yerine gölgeni teslim ettin bana. Kendin olup biz olmayı başaramadığın için beni zayıf bıraktın ve sonunda kuruttun da.

Uzaklarda ki yemyeşil ağaçlara sevdalandın. Oysa onlar sana sadece rüzgarda bıraktıkları hışıltılar ile sesleniyorlardı. Bense yanı başında güneşsiz bodur kaldığım halde soğuk kış gecelerinde filizlerini korumak için rüzgara siper ediyordum kendimi. Baharda açan birkaç yaprağımla gizlemek zordu çıplak kalmış bedenimi. Oysa sevda zaten çırılçıplak katmak değil miydi yüreğini yüreğine. Güneşe gülümseyen dallarının altındakine değil hep uzaklara ulaşılmaz olanaydı yolculukların. Sen yapraklarımdan birini istediğinde ellerine bıraktım sorgusuzca. İşte dedim fark etti beni ve çürüyen bedenimin bir bahar daha dayanamayacağının farkında bu yüzden sonsuza kadar saklayacak bir anı istiyor benden.
Gülümsedim gülümsedin.
Rüzgara bir şeyler fısıldayıp sardın onu uzaklara. Ne acıydı sevgili yaprağımı bir mektup sayfası olarak kullanışın….
Bu yaşayacağım sonbahardı ve sen farkında bile değildin.

….

Bir sabah ansızın bedenimi taşıyamayacak artık kalbim ve düşeceğim.Öyle bir ses çıkacak ki düşüşümde dallarındaki tüm kuşların çığlıkları ile yankılanacak evren. Sadece onlar şahit oldu sessiz gözyaşlarıma ve sadece onlar dokundu kalbime sesleri ile. Sen ancak belki kuşların susuşundan sonra göreceksin içimde çürüttüğün kalbimi…Ve ne kadar onarmaya çalıştırsam da olmadı eskisi gibi.

Oysa ben cılız bir filizken, arkadaş kavramını kabul edecektim yada aşkım ve sevgim için savaşacaktım. Savaştım da. Fakat sen her seferinde yok ediyordun beni.Şimdi bu kadar aşağılanan ruhum ve kalbim nasıl dostluk yalanı ile sana merhaba desin.

Sesini duymasam haber almasam öldüğümü hissediyorum. Belki de en iyisi bir seferde öldürmek kendini, her gün ölmeye dayanamıyorum.Tüm yaşadıklarımızdan pişman değilim. Sadece sevgi dolu dokunuşlarının sahte oluşu içimi acıtıyor.Her şeyin sahte oluşu…Artık dayanamıyorum…

Seni seviyorum ve gerçekten sevdiğim için gidiyorum…
Yanında kalıp dostum diye yalan söyleyemeyeceğim ve sevmeye devam edeceğim için gidiyorum..
Sevgililerini anlayış ile karşılarken mutlu ol diye dua edeceğimi tüm bunlara rağmen onlar hakkında sana tek bir yorum yapamayacağımı, yorum yapsam da kendi kendimi acaba sevdiğim için mi böyle dedim diye sorgulayacağım için gidiyorum… 
Senle oldukça içimdeki o umudu hep koruyacağımı ve seni kandırmış ve aldatmış olacağım için gidiyorum…
Tüm davranışlarına rağmen sana kızamadığım, affettiğim ve affettiğim için kendimi affedemediğim için gidiyorum…
Sana kıyamadığım üzemediğim ve bana bu dostluk yalanının acı verdiğini anlatamadığım hepsinden önemlisi senin artık dostun olamayacağım için gidiyorum…

Ne yaparsak yaparım bu gerçeği yanımızdaki kişilerden saklasak da kendimden saklayamayacağımve o kişiye bu haksızlığı yapamayacağım için gidiyorum…
Seni kendimi sevdiğim için değil, seni gerçekten sevdiğim ve çok değer verdiğim için gidiyorum….


--
                 
 
 




GÜLLER HEP ELLERİNDE AÇSIN, AMA DİKENLERİ BATMASIN
SEVDA HEP SENİ BULSUN, AMA SENİ YARALAMASIN
MUTLULUK HEP YÜREĞİNE DOLSUN, AMA BENİ ASLA UNUTTURMASIN
 
 
 
 
                ____sçs*____*sçs*sçs*______*sçs ___

*sçs*___*sçs*____*sçs*___*sçs*
___*sçs*______*sçs*_*sçs*_______*sçs*__
__*sçs*__________*sçs*__________*sçs*__
__*sçs*________________________*sçs*___
___*sçs*_*__*_*sçs*___
____*sçs*________O Y K U____________*sçs*____
______*sçs*____*sçs*______
________*sçs*____________*sçs*________
__________*sçs*________*sçs*__________
____________*sçs*____*sçs*____________

______*sçs**sçs*______________ ________________*

 

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.

Blog Arşivi