Bülent ESİNOĞLU
Biliyorsunuz, Kandil Dağının tepesinden "biz devlet ile görüştük,
anlaştık" açıklaması geldiğinden beri iktidar şaşkın.
RTE görüşen şerefsizdir, Başbakan'a inanmıyorsunuz Karayılan'a
inanıyorsunuz diyor. Biz sana nasıl inanalım. Bizim sana inanmamız
için geçmişte bizi inandıracak işler yapmış olman gerekir. Mesela BOP
eşbaşkanı olduğunu 34 yerde halka açıkladın, sonra ben eşbaşkan
değilim dedin biz sana nasıl inanalım.
Biz görüşmedik dedikten iki gün sonra devletin organları görüştü
dedin. Şu anda devletin Başbakanı değil misin?
Devlet, devlet deyip duruyorlardı, bu gün de devletin kim olduğunu
Gül'den öğrenmiş olduk. Gül "terörle mücadele sadece silahla olmaz,
bazen de başka yollar kullanılır" dedi. Görüşmelerin mücadelenin bir
yöntemi gibi verdi. Yani görüşüldüğünü ve işin içinde olduğunu ima
ediyor.
Böylece, PKK ile görüşmeden doğan sıkıntı ikiye bölünmüş oldu. Yani
RTE'nin referandum sürecinde rahatlatılmasını sağlamış oldu. Buda,
görüşme işinden doğan sıkıntının, halka hazmettirilmesi yollarından
birisi olsa gerek.
Biz görüşmedik, devlet görüştü demek, ordu görüşüyor demektir. Peki,
siz değil miydiniz, PKK ile görüşüyorlar, PKK'yı yönetiyorlar diye
generalleri Silivri'ye tıkan?
İyi ki, Ordunun Ergenekon kanadı görüştü demediler.
İktidar ve Gül öyle zor durumdalar ki, PKK'dan gelecek 3-5 oya muhtaç
oldular.
Hem Gül'ün, hem de RTE'nin söylediklerinden PKK ile pazarlık içinde
olduklarını anlamamak için geri zekâlı olmak gerek.
Pazarlığın temel maddesinin demokratik özerklik olduğu hususu birazdan
anlatacağım sebepten daha iyi anlaşılacaktır.
RTE, 2011 yılında Anayasayı tümden değiştireceklerini, 12 Eylül'de
oylanacak olanların sadece bir başlangıç olduğunu açıkça söyledi. Siz
referandumda evet derseniz biz Anayasanın tümünü değiştiririz dedi.
BDP(pkk) ise Anayasa değişikliklerinin kendilerinin istediği
değişiklikler olmadığını, olsaydı destekleyeceklerini söyledi. Yani
eğer şimdi bize söz verirseniz, biz evet deriz. Ama daha sonraki
Anayasa değişikliklerinde bizim demokratik özerklik talepleri yer
almalıdır. Her iki tarafın yaptığı açıklamaların perde arkasında
bunlar var. Şimdiki boykot açıklamaları pazarlığı güçlendirmek
içindir.
Tayyip şunu biliyor: 8 Mayıs 1991 tarihinde Anavatan iktidarı
döneminde yasalaşan 3723 sayılı yasada, Avrupa Yerel Yönetimler
Özerklik Şartı vardır. Bir sonraki aşamada bu yasayı Anayasa hükmü
haline getirerek bölünmeyi yasallaştırmış olacaktır. PKK'ya verilen
söz budur.
Tam biz bunları konuşur ve tüylerimiz diken olurken, Birinci Ordu
Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız sanık olarak, dört saattir ifade
veriyordu.
Takunyalı Führer kitabı için yazarını dört yıldır hapiste tutan gladyo
bakalım, Hanefi Avcı'ya ne yapacak? Bakalım referandumdan sonra da
Führer'lik yapacak mı?
24.8.2010, bulentesinoglu@gmail.com
--
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!
"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...
Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Grup mail adresi: MAKARNA@googlegroups.com
Grup yöneticisi : makarna+owner@googlegroups.com
Grup anasayfa : http://groups.google.com/group/MAKARNA