10 Mayıs 2010 Pazartesi

m~a~k~a~r~n~a Onuncukoyden] Beklenen haber!...

---------- Yönlleti ----------
Kimden: Si
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,[Onuncukoyden: Beklenen haber!...






Sevgili Arkadaşlar,

Elhamdülillah, sonunda bana da çamur attılar.

Dün sabah Star Gazetesinden olduğunu söyleyen bir görevli, savcı edasıyla sorguya çekercesine ve adam yerine koyup açıklama yapmama karşın “ben anlamam suyu bulandırıyorsun” diye kurt gibi saldırılarını sürdürdü. Be adam ne yazacağına peşin hükümle karar vermişsen daha bana niye telefon ediyorsun?

Aşağıdaki haberde göreceğimiz gibi hükmünü vermiş ve 40 yıllık hukukçuluk hayatımda ilk kez taraf tutmakla ve torpil yapmakla suçlanmış oldum. Haberin bilgisiz ve terbiyesizce düzenlenmesinin en önemli kanıtı ben Baro’da yönetici değilim. Hiçbir zaman da yönetimde görev almadım. Yalnızca 2002-2004 döneminde, yargıçlıktan yeni emekli olduğum için arkadaşlarım aday gösterdiler, Disiplin Kurulu Başkanı oldum, tekrar aday olmadım. Ardından Kültür Sanat Komisyonu Başkanlığı yaptım.

1974’te Kurucusu olduğum grubumuzda bile yöneticilik yapmadım.

Disiplin Kurulu Başkanı olduğum dönemde 35 yıllık bir arkadaşıma uyarı değil kınama cezası vermek zorunda kaldığımızda diğer kurul üyeleriyle birlikte üzülmüştük. Arkadaşımızın açıklamaları karşısında yasa gereği uyarı veremez, bir ağırı olan kınama vermemiz gerekirdi. Kararı açıklamak üzere arkadaşımızı huzura aldığımızda kararı duyunca, “işte şimdi doğru karar verdiniz” demişti. Biz böyle insanlarla arkadaşız. Bunu Star veya aynı cephedekiler anlayamaz. Onlar kişiyi kendileri gibi bilirler.

Söz konusu haberde yararlandıkları anlaşılan, Silivri Duruşmalarını izleyen avukatların üye olduğu mail grubu içinde yaptığım yazışmayı da aşağıda okuyabilirsiniz. Çarpıtılan sözler 23.Nisan günü 19:23’te yolladığım mesajdakilerdir ve sarı zemin içinde aldım. Hukukçu olmayanlarınızın bile anlayabileceği açıklıkta yazmışım. Ama kafaya çarpıtmayı koyanlar okuduklarına değil kafalarındakilere inanır.

Sevgili Meslektaşım Vural ERGÜL’e “sana ceza vermemelerini sağlarım” demiyorum. Bir hukukçu olarak hiçbir müvekkilime “seni kurtarırım” diye söz vermemiş, ima bile etmemişimdir. Ama savunma kanıtı olan “duruşmada tespit edilen görüntülere ait bant kayıtlarının”  “getirtilmesini sağlayabilirim” diyorum. Buna torpil diyorlarsa pes!

Bir savunma kanıtının istenmesini sağlamak için torpil yapılmaz. Adil davranan her hukukçu bu isteği yerine getirir. Ama bu görüntüler izlendiğinde suçlu olduğu görülse bile meslektaşımıza ceza verilmemesini sağlamak istersek bu torpildir. Bizim böyle bir çalışmamız olduğunu kanıtlasınlar ruhsatımı hem de Baro Genel Kurulunda herkesin gözü önünde yırtarım. Ama bu iddiayı yapanlar yalanları kanıtlandığında gazeteciliği bırakabilir mi? Hodri meydan!

Sevgilerle…    

Av.Ömer YASA

 

 

Ergenekon’un avukatına torpil

Ergenekon’da yargılanan Türk Ortodoks Patrikhanesi temsilcisi Sevgi Erenerol’un avukatı Vural Ergül’e, İstanbul Barosu’nun “Disiplin cezası almaması için”çalıştığı iddia edildi.

 

 

 

 

İstanbul 13. Ağır Ceza, Ergül hakkında, “Duruşmanın düzenini bozmak ve hakaretten”ten birçok kez suç duyurusunda bulundu ve Baro’dan da, “soruşturma” talep etti. Ancak Ergül, silivriplatformu@googlegroups.com adlı mail grubundaki yazışmalarda Baro yöneticisi Ömer Yasa’dan yardım istedi. Yasa da “Numaranızı verirseniz istediğimiz biçimde çözebileceğiz” diye cevap yazdı. Yasa, star aradığında ise “Torpil yapmam” dedi.
STAR

From: omeryasa42@gmail.com
To: silivriplatformu@googlegroups.com
Subject: FW: Barodaki şikayet dosyaları
Date: Sun, 9 May 2010 12:06:01 +0300

Sevgili Meslektaşım Vural ERGÜL,

Sabah 10’da Baro Kültür Merkezinde AİHM Eğitiminde görevli olarak meslektaşlarımıza ders veriyordum. Saat 11:00’de ara verdiğimde Star Gazetesinden Erdinç AKKOYUN telefonla aradı. Bir çok cümlesi yanlış olmakla birlikte özetle yazdığım bir mail içinde “Vural ERGÜL hakkında 13.Ağır Ceza Mahkemesinden Disiplin Yönünden Baroya yapılan bir şikayet nedeniyle benim sana “çözeriz” deyip demediğimi” sordu. Bu mail içinde bana telefon numaranızı verin görüşelim deyip demediğimi sordu. Bana hangi mail olduğunu söyleyin veya gönderin dedim. Bu saate kadar yanıt gelmedi. Ben bilgisayarım yanımda olduğu için dersi diğer meslektaşıma bırakarak araştırdım ve aşağıdaki yazışmayı buldum. Tekrar okuyunca anımsadım, ben o mesajımda görüntü kayıtlarının Mahkemeden istenmesini sağlayabileceğimizi anlatmışım. Gazeteci sanki lehine karar almayı sağlarmışım gibi yorumlayıp haber yapma peşinde.

Gazetecinin yapacağı haberi gören olur da bana yazarsa memnun olurum.

Selam ve sevgilerle… 09.05.2010 (saat 12:00)

Av.Ömer YASA


From: Ömer Yasa [mailto:omeryasa42@mynet.com]
Sent: Monday, April 26, 2010 10:12 PM
To: 'silivriplatformu@googlegroups.com'
Subject: Barodaki şikayet dosyaları

Sevgili Meslektaşım,

Mesajını atlamışım, geç fark ettim.

İlk Avukatlık dönemimde birkaç meslektaşımın Disiplin Kurulunda savunmalarını üstlendiğim için Disiplin Hukukunu öğrenmiştim. Yargıçlıktan sonra 2 yıl da bu kurulun başkanlığını yapınca sistemi kavradığımı sanıyorum. Gördüğüm o ki, meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu, (ceza hukukçusu olsalar da) bu sistemin farkında değil.

Baroya gelen dilekçe veya ihbar yazısı üzerine önce Baro Şikayet Bürosunda dosya açılıp 2009/Ş. 605 gibi şikayet numarası verilir. Senin bildirdiğin numaraların dördü de henüz bu aşamada olan Şikayet dosyalarıdır.

Bu dosyalar incelenmesi için birer Yönetim Kurulu üyesine dağıtılmıştır. Üyeler, gerekirse ön araştırma yapar, yazılı savunma ister ve hukukî görüşe ilişkin bir raporla Yönetim Kuruluna sunar. Orada Kovuşturmanın açılması veya açılmamasına karar verilir. Bu aşama aynen Hazırlık Soruşturması gibidir. Y.K. kararı da İddianame gibidir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirse şikayetçinin veya Cumhuriyet Savcısının TBB’ne itiraz hakkı vardır.

Kovuşturma açılınca Disiplin Kurulu tarafından 2010/ 895 D gibi bir numara verilir.  Disiplin Kurulu bir çeşit Mahkeme gibi yargılama yapar. Dosyanın evrak üzerinden değil de duruşma açılarak incelenmesini taraflar isteyebileceği gibi kendiliğinden de karar verilebilir.

Senin dilekçelerin şikayet dosyalarında olduğu için Disiplin Kurulu şu anda bunu görmez.

Kovuşturma açıldığında bu isteği hatırlatıp video kayıtlarını istetirsen mutlaka olumlu karar verilecektir. Ama Disiplin Kurulundan savunma isteğine ilişkin yazı geldiğinde mutlaka haberim olsun.

Sevgilerle

Av.Ömer YASA


From: silivriplatformu@googlegroups.com [mailto:silivriplatformu@googlegroups.com] On Behalf Of Vural Ergul
Sent: Friday, April 23, 2010 7:57 PM
To: silivriplatformu@googlegroups.com
Subject: Re: Değerli Meslektaşlarım;

Üstadım ilginize ve tezliğinize teşekkür ederim...

Doğrusu bu kadar kısa sürede yanıt alabileceğimi dahi beklemiyordum...

Hakkımda Baro'ya savunma verdiğim ve celse kayıtlarını talep ettiğim soruşturmalarım;

2009/Ş.00605 1

07/05/2009

2009/Ş.00716 2 25/05/2009

2010/Ş.00392 3 15/03/2010

2009/Ş.01383 4 30/09/2009

İlk talebim 07/05/2009 tarihle 2009/605 Şikayet sayılı dosyada idi...

Yeniden ilginize teşekkürlerimle, kolaylıklar dilerim...

23 Nisan 2010 19:23 tarihinde Av.Ömer YASA <omeryasa42@gmail.com> yazdı:

Sevgili Vural kardeşim,

Mesajı okuyunca şimdi Disiplin Kurulundan bir arkadaşımla telefonlaştım. Bana Disiplin Kurulundaki dosya numarasını verirsen olayı sanırım istediğimiz biçimde çözebileceğiz.

Sulh Ceza Mahkemesi fazla ısrarcı olamaz ama Disiplin Kurulundan savunmaya ilişkin bu isteğin yerine getirilmesi konusunda gerekli hassasiyeti göstermesini sağlayabiliriz. (Çünkü Baro Disiplin Kurulu, Baro veya TBB Yönetiminden bile tamamen bağımsız ve tarafsız çalışır, Sulh Ceza Mahkemesi ve diğerleri ise maalesef Bakanlık korkusu altında bağımsız değildir.)  

Hepimiz biliyoruz ki ses kayıtlarından bile tutanağa geçirilenler yanlışlarla dolu. Belirttiğin gibi beden dilinin bile değerlendirmede önemi tartışılmaz.

Konuşulan konunun yazılmasında konuşmacının ne demek istediğini üçüncü kişilere anlatabilecek kâtipler Osmanlı zamanında dili en iyi bilenlerdi. Kâtip sınıfının önemi tartışılmazdı. Çünkü sizin ne demek istediğinizi anlar ve ona göre noktalama işaretleri ve dilbilgisi kurallarıyla yazarlardı.

Staja başladığımda Adalet Komisyonu Başkâtibine uygulama ile ilgili bir istekte bulunmuştum. “Hiç kimse şimdiye kadar böyle bir şey söylemedi” diyerek isteğimi reddettiğini ses tonuyla vurgulamıştı. Aradan geçen 41 yıla karşın unutmuyorum, çünkü her zaman örnek gösterirken tekrarlarım. Israrım üzerine “Komisyona Başkanına söyle öyleyse” dedi. Başkana durumu anlattım aynı sözcüklerle “Hiç kimse şimdiye kadar böyle bir şey söylemedi” dedi. Ama ses tonunda takdir ifadesi vardı. “Efendim Başkatip de aynı sözcükleri kullandı ama ses tonu hayır anlamına geliyordu dedim, aşağıya telefon edip isteğimi yapmasını söyledi. Şimdi bu olayda bu konuşmanın tutanağa geçmesi gerekseydi. İki ayrı kişinin de aynı sözcükleri kullanmasındaki anlam farkını nasıl anlatacaktık? Kazık kadar adamlar hukukçu sıfatlarına karşın bir türlü anlamıyorlarsa “ikna” sanatını beceremiyoruz veya “hendek atlatacak kadar develeri” bile mumla arar olduk demektir.

Sevgilerle…


From: silivriplatformu@googlegroups.com [mailto:silivriplatformu@googlegroups.com] On Behalf Of Vural Ergul
Sent: Friday, April 23, 2010 5:22 PM
To: silivriplatformu@googlegroups.com
Subject: Değerli Meslektaşlarım;

Değerli Meslektaşlarım, bildiğiniz üzere, zaman zaman sanıklar ve müdafiileri olarak duruşmadaki beyanlarımızdan ötürü hakkımızda yapılan suç duyurularının ardından dava açılmakta. Sanıklar olarak bugüne kadar Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Vedat Yenerer, Doğu Perinçek başta olmak üzere bir çok sanık hakkında dava açıldı. Yargılamalar devam ediyor.

Avukat olarak hakkımda yapılmış ve Bakanlık izni verilmiş 5 şikayet var, benden başka hakkında bakanlık izni verilmiş soruşturması devam eden 2. ve 3. dava savunmanı meslektaşlarımda olsa gerek. Kendi adıma beyanda bulunuyorum; kullandığım hiç bir ifade suç unsuru oluşturmamakta; bu çerçevede, Baro Disiplin Kurulu tarafından yapılacak olan soruşturmada avukatlık görevinin gereği savunma faaliyetinin icra olunduğunun tespiti kararı fevkalede önem taşıyacak.

Ama daha da önemlisi şu ki;  şikayete konu celselerin video ile kayıt altına alındıktan sonra yapılan çözümlemeleri düzgün değil, baştan savma.

Mahkemesine bu hususta yaptığımız müracaatlardan sonuç alabilmek de adeta imkansız.

Müvekillerimiz açısından, şikayete konu celseler  sırasında kullanılan ifadelerin jest, mimikler ve beden dili ile bir bütün oluşturduğiu, kullanılan ifadelerin anlamını kuvvetlendirecek vurgu, tonlamanın dahi atılı suçlamaların unsurlarını oluşturup oluşturmadığı hususlarının tespitinde önem taşıdığı yolundaki savunmalarımıza Silivri Sulh Ceza Mahkemeleri itibar ediyor, görüntü kayıtlarını İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden istiyor, ama İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi bu kayıtları veremeyeceğini söylüyor ve her keresinde onaylı zabıt örneklerini göndererek yetiniyor.

Bu halde geriye kalan yegane seçeneğimiz bu husustaki taleplerimizi Baro Disiplin Kurulu'nda talep ederek, Baro'dan bu talebimizin ısrarcı takipçisini olmasını sağlayabilmek...

Özetle; Baromuzda savunma avukatları olarak, hakkımızda açılmış soruşturmalara dair, ilgili celselere ait video kayıtlarının bir an önce İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden istenilmesi talebimizin sonuç doğurmasını sağlayalım. Bir seneyi aşkın bir zamandır Baro Disiplin Kurulundaki soruşturmama dair beyan ve talebimde ilgili celseye ait video kaydının istenilmesini talyep ettim ama bugüne değin Baromuz Disiplin Kurulundan bu hususta ilgili mahkemeye ulaşmış bir yazı dahi yok.

Bu hususda ilgi ve yardımlarınızı bekliyor, kolaylıklar diliyorum...

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "onuncukoy" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için onuncukoyden@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için onuncukoyden+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/onuncukoyden?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.



--
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE

--
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!
 
"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...
 
Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...
 
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."
 
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
 
 
Gruba e-posta göndermek için: addyahyakaptan@googlegroups.com
Grup Yönetimine ulaşın : addyahyakaptan+owner@googlegroups.com
Grup Ana sayfası : http://groups.google.com/group/ADDYAHYAKAPTAN

--
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!
 
"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...
 
Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...
 
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."
 
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
 
Grup mail adresi: MAKARNA@googlegroups.com
Grup yöneticisi : makarna+owner@googlegroups.com
Grup anasayfa : http://groups.google.com/group/MAKARNA

Blog Arşivi