CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen video görüntülerinin perşembe gecesi saat 01.30 civarında önce metacafe.com, ardından da habervaktim.com sitelerinde yayımlanması Türkiye’nin gündemini sarstı. Vakit Gazetesi’nin internet sitesi olan habervaktim.com videoyu yayında belli bir süre tuttuktan sonra çekti. Belli ki; AKP’li kurmaylar bu noktada Vakit’e telkinde bulundu. Çünkü; Vakit’te yayımlanan “şantaj” görüntüleri iktidara mal edilebilirdi. İktidar, bu yüzden Vakit’teki görüntüleri kaldırttı.
1999'DAN BERİ Mİ BEKLETİLİYOR?
Baykal’a yapılan ‘kasetli şantaj komplosu’ birçok noktadan ele alınmak zorunda. 1999 yılında çekildiği iddia edilen görüntülerden yararlanılarak montajlanan video kasetin “neden şimdi yayımlandığı” sorusuna birçok cevap verilebilir. Ancak biz en sonda söyleyeceğimiz en başta söylemeyi tercih ediyoruz:
Bu kasetin bir gece yarısı yayımlanmasının tek sebebi CHP’nin uluslar arası güçlere karşı verdiği mücadelenin yaratığı rahatsızlıktır. Türkiye’yi ‘dikensiz gül bahçesi’ne çevirmek isteyen güçler, cumhuriyetin direnen son kalesine öldürücü darbeyi vurmak ve istedikleri gibi at koşturmak istiyor. CHP’siz bir Türkiye, uluslararası güçlerin özlemidir… Emperyalistler CHP'yi yok edemedikleri taktirde, başına "kolay yönetebilecekleri ve yönlendirebilecekleri bir isim" geçirmek istemektedir.
NEDEN YAPTILAR?
Bu girizgahtan sonra, CHP’nin Baykal özelinde neden hedef haline getirildiğini ve olası gelişmeleri irdeleyelim:
Deniz Baykal ve bir milletvekiline ait olduğu iddia edilen görüntülerin yayımlanmasının sebeplerinden biri “korku toplumu projesi”nin ayaklarının oluşturulmasıdır. Video kasedi izleyen sıradan yurttaşların, “Baykal’a bile bu yapılabiliyorsa, bize neler yapılmaz” duygusunu yaşamaları ve sinmeleri istenmektedir. Toplumsal güveni yok etmeye yönelik bu tür kasetler, insanların duygularını yaşamasını, düşüncelerini ifade etmesini engeller. “İzleniyor muyum, kayıt altında mıyım?” kaygısı insanları “susan, sorgulamayan, itiraz etmeyen, doğal olmayan davranışlar içine giren” bir hale sokar.
Meselenin siyasi boyutları ise birçok açıdan ele alınabilir:
ULUSLARARASI GÜÇLER CHP'Yİ İSTEMİYOR
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, özellikle 2008 yılının başından beri gösterdiği yüksek performansla hem iktidarı, hem de uluslarası güçleri rahatsız ediyor. Baykal, cumhuriyetin temel değerlerine yönelik saldırı ve yok etme girişimleri karşısında “tutarlı ve taviz vermez” bir noktada duruyor. Adına “açılım” denilen ve özünde Türkiye’yi parçalamaya yönelik tüm senaryoların karşısında ‘’kale gibi’’ duruyor. TSK’nın itibarının yok edildiği, yargının susturulduğu, işadamlarının iktidara köle haline getirildiği bir dönemde CHP’nin uluslarası güçlerin karşısında gösterdiği tavizsiz tutum, tüm oyun planlarını bozuyor. Emperyalist güçler, bu yüzden CHP’nin çizgisini kırabilmek için şantaja başvuruyor. CHP’nin şantaj karşısında teslim olması ve çizgisinden ödün vermesi isteniyor. Karanlık senaryolara göre, Baykal, ''rüzgar gülü'' gibi her yöne dönebilen isimlerle uzlaşır ya da koltuğunu terk ederse, Türkiye üzerinde hesap yapanların işi daha da kolaylaşacak. CHP'ye bir süredir yapılan bu dayatma karşılığını bulamadığı için şantaj yapanlar 'öldürücü darbe'yi vurmak istedi.
'Şantaj' bu yüzden her bir bebek kaldırıldığında, içinden yeni bir bebek çıkan Rus oyuncağı Matruşka gibi çok parçalı bir halde. ''Bir taşla birkaç kuş vurmak isteyenler" hem Baykal'ı etkisizleştirmek hem de CHP'yi çizgisinden saptırmak ve dizlerinin üstüne çökertmek istiyor. Kendi açılarından birçok haklı gerekçeleri de var:
DİNDARLARLA KUCAKLAŞMA RAHATSIZ ETTİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ‘’Kutlu Doğum Haftası’’nda yaptığı konuşma ve mütedeyyin kitlelerin kafasındaki “dinsiz CHP imajı”nı yıkması aynı çevreleri kaygılandırmış olabilir. Zira; Baykal’ın Hazreti Muhammed’i anlatan konuşmasına olan ilginin artarak sürmesi’’oyun planı’’nı sekteye uğratan bir gelişme oldu. CHP’nin oylarının son dönemde hızla yükselmesi ve dindar yurttaşların CHP’yi ilgiyle izlemeye başlaması da şantaj sürecinin tetiklenmesini beraberinde getirmiş olabilir.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ ULUSLARARASI ÇEVRELER İSTİYOR
Anayasa değişikliği paketi karşısında yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılmasına itiraz eden ve toplumun büyük bir kesiminin desteğini alan CHP, Türk mahkemelerini önünde “engel” olarak gören emperyalist çevrelerin tepkisini topluyordu. AB ve ABD ülkelerinin sermaye grupları özellikle Danıştay ve Yargıtay’ın yapısının değiştirilmesini talep ediyordu.
Çünkü; onlara göre, Danıştay ve Yargıtay’ın özellikle “çevreyi korumaya yönelik” kararları ile “yağma-talana izin vermeyen kararları” yatırımlarına ket vuruyordu. Türkiye’nin yarattığı ekonomik değeri kasalarına sokmak isteyen çevreler, yargı reformu adı altında, mahkemelerin “iktidar güdümü”ne sokulmasını istiyordu.
CHP işte bu süreçteki tavrıyla, beklenmedik bir performans gösterdi. Sermaye çevreleri ve iktidarın içindeki bazı kesimler, “Mahkemelerin kararları yatırımları engelliyor’’ serzenişinde bulunmaya başladı.’’ Oyun planı'’nın bozulacağını hisseden çevreler, CHP’nin referandumda AKP’yi sandığa gömeceğini gördükleri için “düğmeye bastı.” CHP’yi ‘’itibarsızlaştırarak’’ ve ‘‘parti iç kargaşa’’ yaratarak 110 imzayı bulması engellenmeye çalışıldı. CHP’nin anayasa paketini mahkemeye götürmesini istemeyen çevreler, tam da paketin oylamalarının yapıldığı son gece saat 19.00 sularında CHP’ye son “uyarı”yı yaptı.
BAYKAL BOYUN EĞMEYİNCE...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “şantaj kasedi”ne boyun eğmeyerek, tavrını değiştirmeyeceğini gösterdi. Hesaplaşma bu kez en üst seviyedeydi. Türkiye’nin bir yol ayrımına gittiği süreçte, önlerinde engel görmeye tahammül edemeyenler, direnen “son kale”nin surlarını yerle bir etmek istedi. Çünkü; CHP yıkıldığı taktirde, planların hayata geçirilmesinin önünde hiçbir engel kalmayacaktı.
ALTERNATİFLER UMUT OLAMAYINCA
Bu senaryonun hayata geçirilmesinin ''kurultay öncesi''ne denk getirilmesi de kuşkusuz dikkat çekici. Zira; Baykal'a ve özellikle de CHP'ye alternatif olarak pazarlanan hiçbir isim toplumda karşılık bulamadı. CHP'ye karşı kurdurulan hareketler varlık gösteremedi. Bu yüzden, tek çare "piyonların" YENİDEN CHP'ye monte edilmesinde bulundu.
Belli ki; bu "operasyon" esnasında bir süredir bu piyonları partiye getirmeye çalışan "Truva Atları" da yer aldı.
MESELENİN TEK BİR BOYUTU YOK
CHP kulislerinde konuşulanlara göre, uzun zamandır sağda - solda Baykal karşıtlığıyla nam salan bir rüzgar gülünü CHP'ye yeniden getirmeye çalışan ve bunun için kulis yapan isimler de kullanıldı. Baykal'ın kendilerini tasfiye edeceğini ve kurultayda yeni bir dönem başlatacağını fark eden bu çevreler, kirli komplonun içinde yer aldı. CHP'ye ''AKP'yi, Fethullah Gülen Hareketi'ni ve emperyalizmi tek bir kez olsun eleştiremeyen" bir ismi monte etmeye çalışanlar, karanlık tezgahlar içine girip pazarlıklar yaparak kişisel konumlarını da sağlamlaştırmayı amaçladı. Bu noktada, rüzgar gülleriyle siyasi - ticari - ekonomik çıkarları olanlar partinin yetkili kurullarınca mutlaka mercek altına alınmalıdır.
ORTAK AKIL DEVREYE SOKULAMADI
Kasedin yayımlanması sürecinde CHP kurmayları iyi bir sınav veremedi. Şantaj yapılacağı bilgisi partiye ulaştığında bu kamuoyuyla paylaşılmalı ve “Partimize yönelik bir saldırı gerçekleştirilecek” denilmeliydi. Böylece, şantaj kasedi yayımlanamaz, yayımlansa bile hiçbir etkisi olmazdı. Kurmaylar bu noktada bir ‘oyun planı’ kuramadı.
ŞİMDİ NE OLACAK?
Kurmaylar şimdi, geliştirecekleri stratejiyle bu ve buna benzer gelişmeler karşısında ne yapacakları konusunda sağlam bir çerçeve çizmek zorundalar. “Hiçbir şey olmamış gibi davranmak” da “hergün bu meseleyi yeniden yeniden konuşmak” da çözüm değil… Yapılması gereken, öncelikle bu kasedin “şantaj malzemesi” olmaktan çıkarılır hale getirilmesidir.
CHP'NİN İŞİ GİDEREK ZORLAŞIYOR
Zira; CHP’nin önünde çok uzun ve çetin bir yol var. Türkiye’yi yağmalamak isteyen çevreler, direnen tek kale olan CHP’yi etkisizleştirmek için her türlü yola başvuracaktır. Baykal yönetimindeki CHP'yi çizgisinden saptıramayanlar, doğal olarak ''kale''yi içten fethetmek isteyeceklerdir. Kasedin yayımlanması bunun ilk denemesidir. Bu süreçte, benzer “şantaj” malzemeleri de mutlaka kullanılmak istenecektir. CHP, bu noktada, şantaj malzemesi haline getirilebilecek tüm bilgileri kamuyla palaşarak”pro-aktif” (ön alıcı) bir tutum almak zorundadır.
TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINDA
Türkiye’nin bir ‘’kırılma noktası’nda olduğu bu süreçte, CHP ve CHP’lilere şimdi daha çok görev düşüyor. Partiyi bir arada tutmak ve artık geleceğe bakmak, en temel mesele olarak görünüyor.
CHP doğru bir strateji izlediği taktirde, Türkiye’nin kaderini belirleyebilir. Ancak bunun yapılabilmesi için “ortak akıl”ı devreye sokmak gerekiyor. Susmak, geriye çekilmek, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak sorunu çözmüyor. Baykal, bu süreci omuzlayacak ve CHP'yi içine düştüğü sancılı süreçten çıkaracaktır. Bu yükü Baykal'la birlikte taşıyabilecek "kurmay aklı''na her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Kurultay bunun için bir fırsat olabilir. Baykal, dinamik ve üretken bir yönetimle gemiyi fırtınada buz dağlarına çarptırmadan, yolunu şaşırtmadan çıkartabilecek güçtedir. CHP'nin kurultaydan yenilenerek çıkması işleri kolaylaştıracaktır. Eskide ısrar ise umutları köreltecektir.
Çözümün anahtarı Baykal'dadır... Baykal'ın yapacağı tercih, hem kendisini hem partisini rahatlatacaktır...
NOT: Bu yazı, "Baykal'a suikast yapılacaktı'' haberinin ortaya çıkmasından önce kaleme alınmıştır.
1999'DAN BERİ Mİ BEKLETİLİYOR?
Baykal’a yapılan ‘kasetli şantaj komplosu’ birçok noktadan ele alınmak zorunda. 1999 yılında çekildiği iddia edilen görüntülerden yararlanılarak montajlanan video kasetin “neden şimdi yayımlandığı” sorusuna birçok cevap verilebilir. Ancak biz en sonda söyleyeceğimiz en başta söylemeyi tercih ediyoruz:
Bu kasetin bir gece yarısı yayımlanmasının tek sebebi CHP’nin uluslar arası güçlere karşı verdiği mücadelenin yaratığı rahatsızlıktır. Türkiye’yi ‘dikensiz gül bahçesi’ne çevirmek isteyen güçler, cumhuriyetin direnen son kalesine öldürücü darbeyi vurmak ve istedikleri gibi at koşturmak istiyor. CHP’siz bir Türkiye, uluslararası güçlerin özlemidir… Emperyalistler CHP'yi yok edemedikleri taktirde, başına "kolay yönetebilecekleri ve yönlendirebilecekleri bir isim" geçirmek istemektedir.
NEDEN YAPTILAR?
Bu girizgahtan sonra, CHP’nin Baykal özelinde neden hedef haline getirildiğini ve olası gelişmeleri irdeleyelim:
Deniz Baykal ve bir milletvekiline ait olduğu iddia edilen görüntülerin yayımlanmasının sebeplerinden biri “korku toplumu projesi”nin ayaklarının oluşturulmasıdır. Video kasedi izleyen sıradan yurttaşların, “Baykal’a bile bu yapılabiliyorsa, bize neler yapılmaz” duygusunu yaşamaları ve sinmeleri istenmektedir. Toplumsal güveni yok etmeye yönelik bu tür kasetler, insanların duygularını yaşamasını, düşüncelerini ifade etmesini engeller. “İzleniyor muyum, kayıt altında mıyım?” kaygısı insanları “susan, sorgulamayan, itiraz etmeyen, doğal olmayan davranışlar içine giren” bir hale sokar.
Meselenin siyasi boyutları ise birçok açıdan ele alınabilir:
ULUSLARARASI GÜÇLER CHP'Yİ İSTEMİYOR
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, özellikle 2008 yılının başından beri gösterdiği yüksek performansla hem iktidarı, hem de uluslarası güçleri rahatsız ediyor. Baykal, cumhuriyetin temel değerlerine yönelik saldırı ve yok etme girişimleri karşısında “tutarlı ve taviz vermez” bir noktada duruyor. Adına “açılım” denilen ve özünde Türkiye’yi parçalamaya yönelik tüm senaryoların karşısında ‘’kale gibi’’ duruyor. TSK’nın itibarının yok edildiği, yargının susturulduğu, işadamlarının iktidara köle haline getirildiği bir dönemde CHP’nin uluslarası güçlerin karşısında gösterdiği tavizsiz tutum, tüm oyun planlarını bozuyor. Emperyalist güçler, bu yüzden CHP’nin çizgisini kırabilmek için şantaja başvuruyor. CHP’nin şantaj karşısında teslim olması ve çizgisinden ödün vermesi isteniyor. Karanlık senaryolara göre, Baykal, ''rüzgar gülü'' gibi her yöne dönebilen isimlerle uzlaşır ya da koltuğunu terk ederse, Türkiye üzerinde hesap yapanların işi daha da kolaylaşacak. CHP'ye bir süredir yapılan bu dayatma karşılığını bulamadığı için şantaj yapanlar 'öldürücü darbe'yi vurmak istedi.
'Şantaj' bu yüzden her bir bebek kaldırıldığında, içinden yeni bir bebek çıkan Rus oyuncağı Matruşka gibi çok parçalı bir halde. ''Bir taşla birkaç kuş vurmak isteyenler" hem Baykal'ı etkisizleştirmek hem de CHP'yi çizgisinden saptırmak ve dizlerinin üstüne çökertmek istiyor. Kendi açılarından birçok haklı gerekçeleri de var:
DİNDARLARLA KUCAKLAŞMA RAHATSIZ ETTİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ‘’Kutlu Doğum Haftası’’nda yaptığı konuşma ve mütedeyyin kitlelerin kafasındaki “dinsiz CHP imajı”nı yıkması aynı çevreleri kaygılandırmış olabilir. Zira; Baykal’ın Hazreti Muhammed’i anlatan konuşmasına olan ilginin artarak sürmesi’’oyun planı’’nı sekteye uğratan bir gelişme oldu. CHP’nin oylarının son dönemde hızla yükselmesi ve dindar yurttaşların CHP’yi ilgiyle izlemeye başlaması da şantaj sürecinin tetiklenmesini beraberinde getirmiş olabilir.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ ULUSLARARASI ÇEVRELER İSTİYOR
Anayasa değişikliği paketi karşısında yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılmasına itiraz eden ve toplumun büyük bir kesiminin desteğini alan CHP, Türk mahkemelerini önünde “engel” olarak gören emperyalist çevrelerin tepkisini topluyordu. AB ve ABD ülkelerinin sermaye grupları özellikle Danıştay ve Yargıtay’ın yapısının değiştirilmesini talep ediyordu.
Çünkü; onlara göre, Danıştay ve Yargıtay’ın özellikle “çevreyi korumaya yönelik” kararları ile “yağma-talana izin vermeyen kararları” yatırımlarına ket vuruyordu. Türkiye’nin yarattığı ekonomik değeri kasalarına sokmak isteyen çevreler, yargı reformu adı altında, mahkemelerin “iktidar güdümü”ne sokulmasını istiyordu.
CHP işte bu süreçteki tavrıyla, beklenmedik bir performans gösterdi. Sermaye çevreleri ve iktidarın içindeki bazı kesimler, “Mahkemelerin kararları yatırımları engelliyor’’ serzenişinde bulunmaya başladı.’’ Oyun planı'’nın bozulacağını hisseden çevreler, CHP’nin referandumda AKP’yi sandığa gömeceğini gördükleri için “düğmeye bastı.” CHP’yi ‘’itibarsızlaştırarak’’ ve ‘‘parti iç kargaşa’’ yaratarak 110 imzayı bulması engellenmeye çalışıldı. CHP’nin anayasa paketini mahkemeye götürmesini istemeyen çevreler, tam da paketin oylamalarının yapıldığı son gece saat 19.00 sularında CHP’ye son “uyarı”yı yaptı.
BAYKAL BOYUN EĞMEYİNCE...
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “şantaj kasedi”ne boyun eğmeyerek, tavrını değiştirmeyeceğini gösterdi. Hesaplaşma bu kez en üst seviyedeydi. Türkiye’nin bir yol ayrımına gittiği süreçte, önlerinde engel görmeye tahammül edemeyenler, direnen “son kale”nin surlarını yerle bir etmek istedi. Çünkü; CHP yıkıldığı taktirde, planların hayata geçirilmesinin önünde hiçbir engel kalmayacaktı.
ALTERNATİFLER UMUT OLAMAYINCA
Bu senaryonun hayata geçirilmesinin ''kurultay öncesi''ne denk getirilmesi de kuşkusuz dikkat çekici. Zira; Baykal'a ve özellikle de CHP'ye alternatif olarak pazarlanan hiçbir isim toplumda karşılık bulamadı. CHP'ye karşı kurdurulan hareketler varlık gösteremedi. Bu yüzden, tek çare "piyonların" YENİDEN CHP'ye monte edilmesinde bulundu.
Belli ki; bu "operasyon" esnasında bir süredir bu piyonları partiye getirmeye çalışan "Truva Atları" da yer aldı.
MESELENİN TEK BİR BOYUTU YOK
CHP kulislerinde konuşulanlara göre, uzun zamandır sağda - solda Baykal karşıtlığıyla nam salan bir rüzgar gülünü CHP'ye yeniden getirmeye çalışan ve bunun için kulis yapan isimler de kullanıldı. Baykal'ın kendilerini tasfiye edeceğini ve kurultayda yeni bir dönem başlatacağını fark eden bu çevreler, kirli komplonun içinde yer aldı. CHP'ye ''AKP'yi, Fethullah Gülen Hareketi'ni ve emperyalizmi tek bir kez olsun eleştiremeyen" bir ismi monte etmeye çalışanlar, karanlık tezgahlar içine girip pazarlıklar yaparak kişisel konumlarını da sağlamlaştırmayı amaçladı. Bu noktada, rüzgar gülleriyle siyasi - ticari - ekonomik çıkarları olanlar partinin yetkili kurullarınca mutlaka mercek altına alınmalıdır.
ORTAK AKIL DEVREYE SOKULAMADI
Kasedin yayımlanması sürecinde CHP kurmayları iyi bir sınav veremedi. Şantaj yapılacağı bilgisi partiye ulaştığında bu kamuoyuyla paylaşılmalı ve “Partimize yönelik bir saldırı gerçekleştirilecek” denilmeliydi. Böylece, şantaj kasedi yayımlanamaz, yayımlansa bile hiçbir etkisi olmazdı. Kurmaylar bu noktada bir ‘oyun planı’ kuramadı.
ŞİMDİ NE OLACAK?
Kurmaylar şimdi, geliştirecekleri stratejiyle bu ve buna benzer gelişmeler karşısında ne yapacakları konusunda sağlam bir çerçeve çizmek zorundalar. “Hiçbir şey olmamış gibi davranmak” da “hergün bu meseleyi yeniden yeniden konuşmak” da çözüm değil… Yapılması gereken, öncelikle bu kasedin “şantaj malzemesi” olmaktan çıkarılır hale getirilmesidir.
CHP'NİN İŞİ GİDEREK ZORLAŞIYOR
Zira; CHP’nin önünde çok uzun ve çetin bir yol var. Türkiye’yi yağmalamak isteyen çevreler, direnen tek kale olan CHP’yi etkisizleştirmek için her türlü yola başvuracaktır. Baykal yönetimindeki CHP'yi çizgisinden saptıramayanlar, doğal olarak ''kale''yi içten fethetmek isteyeceklerdir. Kasedin yayımlanması bunun ilk denemesidir. Bu süreçte, benzer “şantaj” malzemeleri de mutlaka kullanılmak istenecektir. CHP, bu noktada, şantaj malzemesi haline getirilebilecek tüm bilgileri kamuyla palaşarak”pro-aktif” (ön alıcı) bir tutum almak zorundadır.
TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINDA
Türkiye’nin bir ‘’kırılma noktası’nda olduğu bu süreçte, CHP ve CHP’lilere şimdi daha çok görev düşüyor. Partiyi bir arada tutmak ve artık geleceğe bakmak, en temel mesele olarak görünüyor.
CHP doğru bir strateji izlediği taktirde, Türkiye’nin kaderini belirleyebilir. Ancak bunun yapılabilmesi için “ortak akıl”ı devreye sokmak gerekiyor. Susmak, geriye çekilmek, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak sorunu çözmüyor. Baykal, bu süreci omuzlayacak ve CHP'yi içine düştüğü sancılı süreçten çıkaracaktır. Bu yükü Baykal'la birlikte taşıyabilecek "kurmay aklı''na her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Kurultay bunun için bir fırsat olabilir. Baykal, dinamik ve üretken bir yönetimle gemiyi fırtınada buz dağlarına çarptırmadan, yolunu şaşırtmadan çıkartabilecek güçtedir. CHP'nin kurultaydan yenilenerek çıkması işleri kolaylaştıracaktır. Eskide ısrar ise umutları köreltecektir.
Çözümün anahtarı Baykal'dadır... Baykal'ın yapacağı tercih, hem kendisini hem partisini rahatlatacaktır...
NOT: Bu yazı, "Baykal'a suikast yapılacaktı'' haberinin ortaya çıkmasından önce kaleme alınmıştır.
BENiM MANEVi MiRASIM BiLiM VE AKILDIR!
"Ben, Manevi Miras olarak hiçbir Ayet, hiçbir Dogma,
hiçbir Donmuş ve kalıplaşmış Kural bırakmıyorum.
Benim Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır...
Zaman süratle ilerliyor, Milletlerin, Toplumların,
Kişilerin Mutluluk ve Mutsuzluk anlayışları bile değişiyor.
Böyle bir Dünyada, asla değişmeyecek Hükümler getirdiğini
iddia etmek, Aklın ve İlmin gelişimini inkar etmek olur...
Benim Türk Milleti için yapmak istediklerim
ve Başarmaya çalıştıklarım ortadadır.
Benden sonra Beni benimsemek isteyenler,
bu temel eksen üzerinde Akıl ve İlmin rehberliğini
kabul ederlerse, Manevi mirasçılarım olurlar."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Grup mail adresi: MAKARNA@googlegroups.com
Grup yöneticisi : makarna+owner@googlegroups.com
Grup anasayfa : http://groups.google.com/group/MAKARNA