24 Mayıs 2010 Pazartesi

[cadilarmekani], KALBIMIN BIR KOSESI


Gün bir gün benim içinde doğacak demiştim. Benim için de doğmuştu aslında
bir gün. Sabah vaktiydi. Her zaman ki gibi bir aceleyle çıktım evden. Güneş 

bana bir başka bakıyordu sanki. Sanki tüm sıcaklığını benim yüzüme vuruyordu 
ve vurdukça yüzüme yakıyordu içimde bir şeyleri. Tam o sırada işte o köşe 
başında kaşı gözü kara gözleri sürmeli ojeli tırnaklarıyla çarpıvermişti yüreğim 
en derin en ince yerine. Sus pus olmuştum hiçbir şey diyemedim alamadım 
gözlerimi gözlerinden bir türlü. Baktım sadece öylece baktım daldım gittim 
derya gibi gözlerinin içine. O dedi af edersiniz diye ben sustum. Acelesi vardı 
benim gibi yanımdan geçip gitti kokusunu bırakarak ardında. Gidişine baktım 
kaldım öylece etrafa dağılan birkaç notumu toplayıp kaldığım yerden o köşeden 
devam ettim yoluma. Yüreğimi orada düşürdüğümün farkına bile varmadan 
devam ettim. İşyerine ulaşmıştım biraz rötarlıda olsa ama ne iş umurumda nede 
başka bir şey. Sadece gözleri sadece o masum yüzü vardı aklımda. O günü nasıl 
akşam ettiğimi bir ben bir Allah bilir. O gece o gece sanki ömrümün en uzun 
gecesiydi. Dışarıda inceden yağan yağmur tanelerinin cama vuruşunu 
izliyordum pencere önünde. Her damlası yüreğime vuruyordu aslında; damla
damla akıyordu içime bir şeyler. O gece hiç uyuyamadım. Sabah olmak gün 
yeniden doğmak üzereydi. Kalktım banyoya gittim. Elimle su serptim yüzüme
ayılmak için biraz olsun. İlk defa bu kadar uzun süre kalmıştım aynanın 
karşısında. Ve ilk defa ıslık çalıyor saçlarımı özenle tarıyordum. O’nu tekrar 
görebilmeyi diliyordum içimden. O gül yüzü tekrar görebilmeyi. Erkendi vakit 
iş için ama duramıyordum yerimde çıktım evden. Ağır adımlarla ilerliyordum o 
köşeye doğru. Sokak çok sessizdi. Ayak seslerimi duyuyordum sadece ve birkaç 
kuş sesi. Yaklaşıyordum gitgide o köşeye ve yaklaştıkça artıyordu kalp 
atışlarımın hızı. Dizlerimi bir titreme almıştı; soğuk soğuk terlemeye başlamıştı 
bedenim. Nihayet gelmiştim o yere bekliyordum dört gözle O’nun gelişini.
Yavaş yavaş hareketlenmeye başlamıştı artık yollar. O bekleyiş ömrümün en 
uzun bekleyişiydi sanırım. Dakikaları hatta saniyeleri sayıyordum. Bir saatten 
fazla olmuştu oraya geleli ama O hala gelmemişti. Bekledikçe hem heyecanım 
artıyor hem de umutlarım tükeniyordu parça parça. Umudum iyice tükenmiş O 
gelmemişti. Tam köşeyi dönüp işime gideceğim sırada O çıkıverdi karşıma. Bu 
sefer çarpışmamıştık. Bana gülümsedi. Allah’ım o ne tatlı bir gülüştü öyle. 
Bende güldüm O’na bakarak ve dün için özür dilerim dedim. Önemli değil dedi 
bana tatlı bir tebessümle. Dilim damağım tutulmuş kelimler boğazımda 
düğümlenmişti artık. O’na O’nu tanımak istediğimi O’nu tekrar görmek 
istediğimi söylemek istiyor fakat bir türlü cümleleri toparlayıp kuramıyordum. 
Tüm cesaretimi toplayıp sizinle bir yerde oturup çay içebilir miyiz diye 
sorabildim zorda olsa. Yine o tatlı gülüşüyle: Tabiî ki dedi. O’nunla beraber bir 
cafeye gidip oturduk. Hala tir tir titriyordum heyecandan. Gözlerimi bir türlü 
alamıyordum gözlerinden. Zorlada olsa onunla konuşmaya çalışıyordum. Çok 
tatlı bir konuşma şekli vardı her sözü yüreğime işliyor aklımı başımdan almaya 
yetiyordu. Laf lafı açıyor birbirimiz hakkında konuşuyor neler yaptığımızdan 
bahsediyorduk. Zaman kısıtlıydı ama. Kalkmak için izin istedi. O’nu tekrar 
görmek istediğimi söyledim utana sıkıla. Bana çantasından çıkardığı kartvizitini 
verdi bende O’na telefon numaramı verdim. Tekrar görüşmek üzere diyerek 
vedalaşıp ayrıldık. Ömrümün en güzel anıydı o an ve en unutulmaz. Bu şekilde 
başlamıştı konuşmalar görüşmeler telefonlaşmalar. Hayatımın en mutlu 
anlarını O’nunla konuşup görüşürken geçirmiştim. Aylar geçti aradan ve O’na 
artık kopartıp atamayacağım bir bağ ile bağlanmıştım. O’na açılmak ne 
hissettiğimi söylemek istiyordum O’nun için. Bilmesini istiyordum bütün 
duygularımı. Hafta sonu tekrar görüşecektik ve O’na evlenme teklifi edecektim
Heyecanla gittim buluşma yerine buluşma yerimiz o köşeydi. Ve o cafeye 
gidecektik yine ve ona orada söyleyecektim O’nu çok sevdiğimi. Kalbimi 
bıraktığım o köşede. O artık vazgeçilmezimdi benim örümdü. Onsuz bir dakika 
bile nefes almak istemiyordum. Hep Onun yanında olmak hayatımın geri 
kalanını onunla geçirmek istiyordum. Heyecandan ölmek üzereydim. Yine 
dakikaları sayıyordum garip bir korkuyla. Arkamı dönüp sürekli gelip 
gelmediğini kontrol ediyordum. Tam o sırada bütün güzelliğiyle geldiğini 
gördüm karşıdan. Beni görünce bana doğru koşmaya başlamıştı. İşte tam o 
sırada acı bir fren sesi yüreğime çarpmıştı. Biranda o gül yüzü kan içinde kalmış 
önüme düşüvermişti yüreğim. Avazım çıktığı kadar bağırıyor yardım istiyordum 
etraftakilerden. Kalbimin yüzü kanıyor yardım edin yardım edin ne olur. Yardım 
edin bana. Oracıkta gidivermişti ruhu melek olupta. Hastaneye bile götüremeden 
gidivermişti ömrüm. Ellerimden kayıvermişti süzülüp gitmişti canımın canı
Kalbimi o köşede bulmuştum ve şimdi de o köşede kaybetmiştim
Sonrası........................................... .......
O’ndan sonrası hiç olmadı 

--
EGER BIRINE SEVECEK SEVGIN YOKSA ONA UMUT VERECEK GOZLERLE BAKMA!!!

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.

Blog Arşivi