GECENİN SÖZÜ
"Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.
Ama gerçekten dinleyin. Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden... Can kulağıyla dinleyin.
Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun. Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir.
Fikra anlatın, neşeli hikayeleri paylaşın. Bu armağanınız "Seninle birlikte gülmeyi seviyorum" anlamına gelir.
Basit bir "Yardımın için teşekkürler" notu, ya da belki bir şiir... Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır.
Basit, içtenlikle söylenen bir söz ("Bu renk sana ne çok yakışmış", "Harika bir iş çıkardın", "Yemek nefis olmuş" gibi) karşınızdakinin içini aydınlatır.
Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın.
Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır. Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin.
Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur. Selam vermek veya teşekkür etmek o kadar zor mu?
ARTIK HAYATI UMURSAMIYORUM
Bu hayata ilk kez geliyoruz ve yaşam konusunda hepimiz acemiyiz hatalar yapıyoruz işte bu ise en büyük hayat bilgisi bizim için ama hata yapmadan öğrenebilirmiyiz? ...
Hayat bilgisi deyince ilköğretimdeki ders geliyor insanın aklına ama... üniversite bitiyor yinede öğrencilerimize kendi ayakları üzerinde nasıl kalacağını anlatmıyoruz... Herşeyden önce bazı şeyler yaşanarak öğrenilir kişinin yaşaması gerekir ama biz yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersi arkadaşlarla paylaşırsak onların en az zararla çıkmasını sağlarız ...
Ben bir kaç öneri yazayım ...
---Herşeyden önce kendi işini kendin halletmelisin (kurdun ensesi ondan kalın derler ) halledemiyorsan kendini rezil etme kalsın ...
---Bunalımdaysanız asla önemli kararlar almayın ... Önce mutlaka kendinizi bir toparlayın... Bunalımdan çıkmak uzun zaman alsa bile...
---Sırrınızı en iyi kim saklayabilir ;tabiki siz ,siz saklayamıyosanız kimseye bu yükü vermeyin zaten yüksünmez kimse... seve seve dinler...
---Severek işinize koşan birini görürseniz mutlaka düşünün ... Zira kurt kuzuya tilki tavuğa saldırır zevk alarak...
---KAVUŞMAK İSTİYORSANIZ ÇOK SEVMEYİN ... HERZAMAN HAYATINIZIN BAŞ ROLÜNDE SİZ OLUN... ZİRA YARATAN HAYATINIZIN BAŞROLÜNE BAŞKSINI ATAMANIZA ASLA İZİN VERMEZ ... ÖYLE OLSAYDI O KİŞİDEN İKİTANE YARATIRDI SİZ OLMAZDINIZ... YARATICININ YARATTIĞI SİZ KIYMETİNİZİ YARATANA SAYGILI OLMAK ADINA BİLİN... YOKSA ÖMÜR BOYU BİRİNİN ADINI SAYIKLAMAKLA CEZALANDIRILIRSINIZ ...
Yaşayarak öğrendiklerim yaşamadan öğrenmeniz dileğiyle ...
Anlamsız bir gayret bir çaba içindeyim birşeyler için uğraşıyorum yıllardır böyle ama ne için uğraştığıma gelince hep kocaman bir boşluk içinde buldum kendimi,tam tuttum derken elinden, kaçırdım hayatı aslında ona uzanmaktan yetişmekten en azından yetişeceğimi ummaktan bıkmadım hiç, kovaladım ama o kaçmaktan bıkmadı kimi zaman ucundan kaçırdım bazen göremedim bile arkasını...Yoruldum o kadar yoruldum ki yapamayacağım gibime geliyor bazen ama bi şekilde doğruluyorum ellerimin kanamasına aldırmadan o kadar derinden saplandığımı hissediyorum ki bazen hani çıkmak için çırpınsam daha fazla batacakmışım gibime geliyor.Sözde cesuruz,güçlüyüz,savaşırız hayatla sonuna kadar değil mi?Ama başımızı alıp gitmek istemiyor muyuz?Sorumlulukların canı cehenneme.Bitirilmesi gereken bir üniversite,alınması gereken bir diploma için mi savaşıyoruz hayatla.Bugüne kadar hep böyle kandırılmadık mı taa liseden beri gençliğimizi bile doğru düzgün yaşayamadık hep çalışmaya ittiler bizi sorumluluklarınız var sizin dediler küçücük kalplerimize,beyinlerimize hükmettiler.Pekala şimdi değişen nedir?Hiç birşey yine sorumluluklarımız var yine en güzel yaşlarımızı çalıyolar bizden tekrar mı yaşayacağız 21'i 22'yi tekrar böylesine sevebilecek böylesine gülüp,duyguları böylesine yoğun yaşayabileceğimiz bir yaş olacak mı?Bence hayır ve de öylesine berbat bir sistemin içinde yok oluyoruz ki.Bunun bedelini yavaş yavaş ağır ağır kendimizden ödüyoruz.Şu üniversite hayatının sonunda nasıl birer birey olacağımız çok meçhul.Üzülüyorum neye en çok da başımı alıp gitsem,gitsem bir liman şehrine şarabım,ruhum derken delicesine; ellerim,kollarım bağlı hiç bir yere gidemeyişim kahrediyor beni...O kadar uzak ki diyorum sen otur dersini çalış,finallerin var daha.Hiç bir şeyin bedeli ödenmiyormuş,bitmiyor çünkü doğarken o kadar büyük bir borçla gelmişiz ki sanki ruhunu emiyor insanın korkuyorum bu yüzden.Ama kaybettiğimi de düşünmüyor değilim duygularım mı köreldi diyorum bazen kendi kendime.Bildiğim tek şey var artık hayatı umursamadığım...
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "Cadıların Mekanı - İnternetkadin.com" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için cadilarmekani@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için cadilarmekani+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/cadilarmekani?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.